Giriş |  Kayıt
"Aşk, dört nala giden at gibidir, ne dizginden anlar, ne söz dinler."
KONFÜÇYÜS
 

Ehliyet Senin Neyine Dön Şinasi Köyüne

EHLİYET SENİN NEYİNE DÖN ŞİNASİ KÖYÜNE
1. PERDE

1. SAHNE
Sahnede iki masa var. Biri Baş komiserin diğer ise Pakize Hanım’ın masasıdır.
(Çaycı Hıdır içeri girer elindeki bezle masaların tozunu alır. Kendi kendine şarkı söylüyor ” Gar mı yağmış şu Harput’un başına başına henüz girmiş on üç on dört yaşına yaşına …. Bir ara birden durur ve düşünür. Sahnenin ortasına kadar gelerek)
Çaycı: Yav ben Güngör Baş komiserime verdiğim parayı yazmayı unuttuuuum. Az daha gidiydi göz göre göre paralar.
(Pakize Hanım’ın masasının önündeki sandalyeye oturur. Cebinden uzun bir liste ve kalem çıkarır. Kalemi tükürükledikten sonra listenin en altına bir şeyler yazar).
Çaycı: 20 milyon ,dolar olarak hesap edersek du bahayım 20 dolaar, oh be, şimdi rahatladım işte.
(Hıdır Pakize Hanım’ın masasını temizlemeye devam eder. Bir taraftan önlüğüyle diğer taraftan bezle silmektedir. Bir ara Pakize’nin masasına tükürür.)
Çaycı: Henüz girmiş 13-14 yaşınaaaa (Birden durur, bezi masanın üzerine atar).
Çaycı: Ne 13-14’ü, 35 otuzbeeeş yav ne gaddar silsem gelip gusur bulacak. Evde kaldı, acısını bizden çıkari.
(Pakize hanım içeri girer. Ben geldim gibilerden sinirli sinirli öksürür.)
Çaycı: Günaydın Pakize Hanım
Pakize: Günaydın Hıdır Usta.
Çaycı: Çayda yeni çöktü ha, sen de hele şele yeren bir çök de bir bardak getirem sana, afiyetnen içesen.
Pakize: İyi olur ama, tükürmeden sildiğin bardaklardan birine doldur çayı, lütfen!!!
Çaycı: Nebalımı alma Pakize Hanım, nerden çıktı bu söylentiler bilmem ki, Allah’a şükür sular şırıl şırıl ahi. Tükürüknen işim ne, burası İstanbul mu?
Pakize: Geçen hafta iki gün sular kesikti, peki nasıl temizlemiştin o bardakları bakayım?
Çaycı: Hah! Tertemiz idi değil mi? İşin orasını garıştırma, meslek sırrı söylenmez. Üstelik su kaynaklarımı açıklayamam.
Pakize: Ayyyy, iğrençsin Hıdır Usta.
(Hıdır gider, Pakize çekmecesinden çıkardığı bezle masasını tekrar siler. O sırada baş komiser içeri girer. Baş komiserin elinde bir simit vardır.)
Pakize: Günaydın baş komiserim.
Baş Kom: Günaydın Pakize Hanım
Pakize: Yine aceleyle çıkmışsınız evden, kahvaltınız elinizde.
Baş Kom: Valla evden bir kaçtım ki sorma, benim küçük oğlan tutturmuş baba bana bisiklet al. Sabah 5’te kapı önünde nöbete durmuş. Büyüğü de 6 ortalı coğrafya defteri istiyor. Eeeee ay sonu, elde avuçta yok.
Pakize: Yine pencereden atladınız o zaman desenize.
Baş Kom: Bir gün bir yeri mi kıracağım ama ne zaman bilmiyorum. Hıdır Hıdıııır. (Çaycı içeri girer)
Baş Kom: Bana duble bir çay getir de bir kahvaltı yapayım.
Çaycı: Davuşan ganu çayu şimdi getirim Baş komiserim.
Baş Kom: Ha! Hıdır… (Çaycıya yaklaşır, Pakize’nin duymayacağı bir ses tonuyla) Ya Hıdır Usta aslında sana yüzüm kalmadı ama sen bana 100 lira daha borç versene. İkisini birden ayın on beşinde öderim.
Çaycı: Ayıp ettin baş komiserim. Dolar bazında ödedikten sonra istersen 2015 yılının on beşinde öde. Lafı mı olur. Hem seninkine borç bile denmez. Dur bakayım bir (Hıdır listeyi çıkarır. Listenin bir ucu yere değmektedir).
Çaycı: Baş komiser İbrahim’in borcunu görsen dudağın uçuklar valla.(parmağıyla İbrahim’in ismini arar ve gösterir.) Adam beni görmemek için yıllık izine çıkmış.
Baş Kom: Sağol Hıdır Usta, bu iyiliğini unutmayacağım.
Çaycı: Endişelenme baş komiserim. Sen unutursan ben sana hatırlatırım. (Çaycı sahneden çıkar. Bu arada baş komiserin telefonu çalar)


Baş Kom: Trafik şubesi Baş komiser Hasan…. Daha yeni oturdum karıcığım. Bari burada biraz kafamı dinlim. Ne… oğlan okula gitmem mi diyor. Niyeymiş?... ayakkabısının altı mı delikmiş? Tamam tamam, akşam tamir ederim. Tamam hadi… yine ne var?... ne arkadaşları memur çocuğu diye dalga mı geçiyormuş? Güzelin bu yaştan sonra popstar yarışmasına mı katılayım? Tamam akşam konuşurum onunla… görüşürüz.
(Çaya içeri girer önce Pakize Hanım’a çay verir. Pakize Hanım bardağı inceden inceye inceler(bardağı ışığa tutar sağını solunu inceler.) (Çaycı Baş komiserin masasına doğru giderken)
Çaycı: Buyurun çayınız Baş komiserim.
(Baş komiser elindeki simidin yarısını böler ve yemeye başlar. Diğer yarısını çekmeceye koyar).
Baş kom: Şöyle bırakıver Hıdır Usta
(Hıdır çayı bıraktıktan sonra hafif geriye çekilerek Baş komisere üzgün üzgün bakar)
Çaycı: Vah Baş komiserim vah ömrün okumaklan geçti. Gendine bir külüstür hacı murat bile alamadın.
Baş kom: Yaramı deşme Hıdır.
Çaycı: Geçen babam köyden beni görmeye gelmişti. Geri gittiğinde benim ne büyük adam olduğumu anlatmış ordaki herkese. Büyük büyük adamlara borç para veri demiş. Onlarda çocukları okuldan alıp köyün gahvesine çırah olarak vermişler.
Baş Kom: Yok ya! Şimdi çocuklar okula gitmiyorlar mı?
Çaycı: Yoh yoh! Allah’tan köyün öğretmeniynen imamı girmiş araya da okulda çay demleme dersi yapılması şartıyla uşakları tekrara okula vermişler.
(Hıdır son sözlerini söylerken Baş komiser masasındaki evrakları karıştırır. Hıdır’a haddini aşma gibisinden öksürür. Hıdır kendini toparlayarak ayağa kalkar ve Pakize ters ters bakarak dışarı çıkar. Pakize Hanım da oh oh işareti yapar.)
Baş Kom: Ah Pakize Hanım, bu ekonomik kriz mahvetti hepimizi.
Pakize: Hele beni Baş komiserim. Arabamı iki günde satmasan asıl o zaman görün siz mahvolmayı. Daha çeyizlerimi bile hazırlayamadım parasızlıktan.
Baş Kom: Allah sonumuzu hayır etsin.
Pakize: Amin Baş komiserim Amin.
2. SAHNE

(Polis memuru Gökhan ayağını paspasa sildikten sonra içeri girer.)
Gökhan: Günaydııın.
Pakize: Günaydın Gökhan.
Gökhan : Baş komiserim uygulamaya geçiyoruz. Bir diyeceğiniz var mı?
BaşKom: Ramazan müdürüm dün telefon açtı. Uygulamada kurallara uyan sürücülere Teşekkür Belgesi vereceğiz. Uymayanlara da burada eğitim vereceğiz. Trafik andını okutup imza attıracağız. Sen buraya getir sürücüleri ben gereğini yaparım. Hadi kolay gelsin.
Gökhan : Sağolun Baş komiserim.
(Gökhan dışarı çıkar. Pakize masasından kalkarak baş komiserin masasına imzalanmak üzere evraklar getirir.)
Pakize: Buyurun Baş komiserim hafta sonu görevleri.
Baş Kom: Size görev var mı Pakize Hanım?
Pakize: Olmaz olur mu baş komiserin. Bekarız diye her göreve beni yazıyorlar. Hayırlısıyla iyi bir kısmet bulup ta evlensem de kurtulsam şu görevlerden. (Ellerini açarak dua eder) Amin. Baş komiserim siz de amin deyin.
Baş Kom: Amin Pakize hanım Amin.
(Baş komiser evrakları imzalarken)
Baş Kom: Neyi özledim biliyor musun Pakize Hanım?
Pakize: Neyi Baş komiserim?
Baş Kom: Bir hafta sonu evde şöyle çizgili pijamalarımla televizyonun başında uzanıp uyuklamayı.
Pakize: Biz trafikçiyiz Baş komiserim. Direksiyon başında uyuklayan şöförler oldukça bizim hafta sonlarımız daha çok uyumakla değil milleti uyandırmakla geçecek.
Baş Kom: Haklısın Pakize Hanım haklısın.


3. SAHNE
(Pakize Baş komiser imzaladıkları evrakları alır, masasına gider. Bu arada içeriye çaycı girer. Boş bardakları alır. Pakize bardağının kaldırıldığı yeri bezle temizler)
Çaycı: Çayları tazelim mi?
Pakize: Bayat çayları tazelemenin de mi bir yolunu buldun yoksa?
Çaycı: Pakize hanım kızmasan sahan bişe diyecem
Pakize: De bakalım
Çaycı: Her şeyi bele igneden ipliğe gadar incelemek doğru mu ecebe?
Pakize: Niye?
Çaycı: Çaylara bayat disin. Ben dim ki bayatlığı insanlar açısından düşünürsek senin yaşında sormim, ben diyem 35 sen de 40.
Pakize: Eeeee ?
Çaycı: Bu yaşa gadar niye evlenmediğini de sormim, bah dikgat et şimdi esas sorum geli. Sence 35 dakka önce demlenen çay mı bayat yoksa 35 yıldır gendi gendi demlenen sen mi?
Pakize: Bak Baş komiserim bana ne diyo ya!
Baş Kom: Hıdııır!
Çaycı: (Pakize’ye dönerek) Bacım aynen senin gibi çoh titiz olan bir komşu gız vardı.
Pakize: Eeee?
Çaycı: Eysi Allah. En sonunda tımarhaneye attılar.
Baş Kom: Hıdııır!
Çaycı: Başgomserim pakizeynen ne kadar didişsekte bacım gadar severim gendisini bu titizliği yüzünden evde galacak ondan gorkiim.
Baş Kom: Hayırdır ne oldu ki?
Çaycı: Geçenlerde çevik kuvvetten genç bir arkadaşnan biraz sohbet ettik. Adam bizim Pakize’yi görmüş, beğenmiş. Bana sordu huyu hasleti nasıl diye. Dedim Allah için mert kızdır. Biraz da temizliğe düşkün. Bende Pakize’ye haber verdim dedim bele bele. Ertesi gün çocuk geldi. İçeri adım atmıştı ki Pakize adama bir fırça kaydı. Bizim damat adayı ayağını paspasa silmemiş. Tokalaşmak için elini uzattı. Bir fırça daha yedi. Neymiş elini yıkamamış. Damat elini yıkaması için lavaboya gitti. Gidiş o gidiş. Tuvaletin penceresinden gaçmış.
Pakize: Baş komiserim bu yine ne anlatıyo size.
Baş Kom: Verilmiş sadakaların ne büyük belaları defnettiğinden bahsediyor Pakize hanım, sizinle bir alakası yok.
Baş Kom: (Çaycıya Dönerek) Ben bi lavaboya gidiyorum. Hem de tuvaletin camına bir göz atayım. Hiç düşünmemiştim bak. Hanım geldiğinden belki bende kullanırım orasını.
4.SAHNE
(Baş komiser ve çaycı gider. Polis memuru Gökhan yanında bir adamla içeri girer. Girerken ayağını paspasa siler adama da sildirir. Adamın gözünde siyah güneş gözlükleri vardır.)
Pakize: Hayırdır Gökhan , bu bey de kim böyle.
Gökhan : Trafik ışık ihlali yapan bir vatandaş. Baş komiserim buraya getirmemizi istedi. Bu beyde kırmızı ışıkta geçti.
(Kör adam eliyle yoklayarak Pakize’nin masasını bulur ve masaya elini koyarak)
Kör Adam: Vallaha ben sarıda geçtim yinge, yalan söylüyorsam iki gözüm kör olsun.
Pakize: Ne yengesi, ben bekarım çekin şu ellerinizi masamdan.
Kör Adam: Ne bekar mı? Aslında bende bekar ve yakışıklı bir gencim.
(Çaycı içeri girer. Kör adam görüyormuşçasına yere bakıyor)
Çaycı: Ne gurban bir şey mi kaybettin.
Pakize: Bey efendi aracıyla kırmızı ışıkta geçmişte, sarı diye diretiyor. (Çaycı adamın kör olduğundan emin olmak için ellerini adamın gözünün önünde gezdirir)
Kör Adam: Bana iftira atıyorlar Baş komiserim, hayatımda hiç trafik kuralı çiğnemedim. (Çaycı eliyle hey yavrum hey anlamına gelen işaret yapar. Kör adamın koluna girerek komiserin sandalyesine oturtur)
Çaycı: Sen ahan benim masamda otur. Biraz sonra çaycı gelecek, iki çay iste ben geliyim.( Pakize’ye dönerek sus işareti yapar.)
(Baş komiser ellerini mendille kurutarak içeriye girer, mendili cebine koyarken adamı görür. Pakize’ye dönerek)
Baş Kom: Bu da kim?
Pakize: Muhteşem çaycımız Hıdır’ın son numarası.
Kör Adam: Çaycı mı geldi?
Baş Kom: Hoş geldiniz beyfendi. Çay kahve alır mıydınız?
Kör Adam: İki çay getir oğlum, biri açık olsun.
Baş Kom: Hangisi açık olsun kafanızdan dökülecek olan mı?
Kör Adam: Terbiyesizlik yapma, ben Baş komiserin arkadaşıyım. (çaycı hızla içeri girer başkomiserin adamla konuştuğunu örünce arkasına dönerek kaçar. Çıkarken komiser bunu fark eder.)
Baş Kom: Hıdırrrrrrrrr!
Çaycı: (Gelir) Buyruuuuuun!
Baş Kom: Utanmıyor musun gözleri görmeyen bir adamla alay ediyorsun.
Çaycı: Baş gomiserim bu senin bildiğin adamlardan değil. Buraya niye getirmişler bilir misin? Gırmızı ışık ihlali.
Kör Adam: Sarı sarı.
Baş Kom: Hay Allah özür dileriz beyefendi.(Pakize’yle Hıdır’a dönerek) Özür dilerim arkadaşlar; ama görme özürlü birini kırmızı ışık ihlalinden buraya getirmenin anlamı yok,der.
Başkomiser: (Kör adama döner) Kardeşim sen de yanında birileri olmadan caddelerde yürüme
Kör Adam: Korkudan kimse yanıma gelmiyorlar.
Çaycı: Yani komserim kimse arabasına binmiy.
Baş Kom: (Köre döner) Ehliyetim var deme sakın düşer bayılırım şimdi.
Başkomiser : Hıdır bak bakalım kolu bacağı takma mı? (Çaycı adamın ayağını kolunu çekiştirir.)
Kör Adam: Var tabi bakın (Cebinden bir kart çıkarır.) Buyurun.
Baş Kom: Kartın üzerinde yazıyı okur. Şu anda bu kartın üzerindekilerini birileri okuyorsa kazıklandığını anlamışsındır. Sana demedim mi bu devirde kimseye güvenilmez. Ehliyet senin neyine, dön Şinasi köyüne. Biricik arkadaşın Abuzittin.
Kör Adam: Vay anam vay. Banka gibi hortumladılar beni.
Baş Kom: Nüfus cüzdanın var mı bari?
Kör Adam: (Cebinden çıkarmaya çalışırken) Abuzittin çalmamışsa vardır. cüzdanı çıkarırı. Baş komisere verir.
Baş Kom: Cüzdanı inceler. Adı:Şinasi, Soyadı: İyigörür, Baba Adı: Saffet, Ana Adı: Marifet. Bu halde trafiğe nasıl çıkıyorsun sen yav?
Kör Adam: Benim kap gözüm açık Baş komiserim. Ulan Abuzittin yaktın beni. Yol boş dümdüz git dedin. İki metre gitmedim trafik polisi yakaladı beni.
Baş Kom: Neyse neyse tamam. Pakize hanım, beyefendi hakkında tutanak tutun. Gerekli işlemleri yapın.
5.SAHNE
(Bu sırada Gökhan gelir, bir elinde değnek vardır. değnekle körü biraz dürter. Pakize’nin kulağına eğilir)
Kör Adam: Karakolda işkence yapıyorlar. Şikayetçiyim.
Gökhan : Ne o, görücü mü gelmiş yine sana.
Pakize: Üfff. Gökhan git başımdan. Bi de senle uğraşmayayım.
Gökhan : Pardon bu görücü değil sürücüydü di mi? hehehe!!
Pakize: Bak susmazsan Baş komiserime söylerim, seni depocu yapar valla.
Gökhan : Aman aman, hayret bir şeysin. Senin gibi yalakalık yapmaktansa Hıdır’a 5 milyon borcum olsun daha iyi.
Gökhan : (Elindeki değneği körün eline vermek için uğraşır)
Kör Adam: (Bağırarak) AİHM’ye başvuracam. Burada işkence yapıyorlar der.
(Perde kapanır)
II. PERDE
1.SAHNE
Sahnede aynı kişiler vardır yine. Tam perde açılırken bir araba sesi gelir. Sesi çıkaran Fren Osman’dır. Masaları dolaşır. En sonunda Baş komiserin masası önünde durur. (Acı bir fren sesi çıkarır.Elinde bir direksiyon vardır.)
Baş Kom: Oooo, hoş geldin Fren Osman.
Fren Osman: Hoş bulduk devletimin Baş komiseri.
Gökhan : Baş komiserim bakın Fren Osman her zaman ki gibi trafik kurallarına tam olarak riayet etti. İzninizle Teşekkür belgelerimizden birisini kendisine takdim etmek istiyorum.
Baş Kom: Yoooo. Frenin Teşekkür Belgesi’ni bizzat ben takdim edeceğim. (Masanın üzerinden bir belge alır, bir şeyler yazar, Fren Osman’a uzatır.) Al bakalım Fren, sen bunu hak ettin.
(Baş komiser Fren Osman’la tokalaşır. Freni yanaklarından öper. Fren Osman büyük bir sevinçle koşarak gider, Firuze’yi öper. Sonra Pakize’nin masasının yanına gider. Pakize birden kalkar ve Baş komisere dönerek)
Pakize: Baş komiserim ben gidip uygulamaya katılan arkadaşlara yardımcı olayım.
Baş Kom: (Gülerek) Tamam Pakize Hanım, tamam.
(Pakize kaçarcasına dışarı çıkar. Fren, körün yanına gider. Ses çıkmayınca Fren (düüüt düüüt) der. Kör şaşkın bir vaziyette ayağa kalkar. Elindeki değnekleri Fren’in sağına soluna sonra da kafasına vurur)
Kör Adam: Oh be insanmış. Bende araba bana çarpacak zannettim, ödüm koptu.
(Fren komserin yanına gelir. Bu arada içeriye çaycı girer)
Baş Kom: Eeee, anlat bakalım Fren. Kaç gündür nerdesin?
Fren Osman: Sanayideydim Baş komiserim. Benim arabanını sorunu vardı, onunla uğraştım.
Baş Kom: Ne oldu halledebildin mi bari?
Fren Osman: Eskisinden daha iyi ama uzun yolda acayip sesler çıkarıyor. (eliyle gaz sesi çıkarıyormuş gibi işaret yapar)
(Çaycı söz karışır. Baş komiserin kulağına sessizce)
Çaycı: İki gündür zahirli ishalden hastane de yatidi. Başkomiserim benim büyük oğlanı hastaneye götürdüğümde rastlamıştım garibe.
Baş Kom: Geçmiş olsun Fren. Peki karnın aç mı?
(Fren kafasını öne eğer. Baş komiser çekmecesinden çıkardığı yarım simidi Fren Osman’a uzatır.)
Baş Kom: Açtır aç, al hadi. Öğle yemeğim ama senin kısmetinmiş. Hıdır Usta Fren’e benden bir çay getir, duble olsun.
Çaycı: Başgomserim (simidi göstererek) bu gerçekten senin öğle yemeğin miydi?
Baş Kom: Niye, bilmez misin Hıdır Usta, büyün polis arkadaşların durumu benim ki gibi.
Çaycı: Bilim başgomserim bilim de elimden bir şey gelmez ki. (Biraz düşünür, cebindeki paraları kontrol eder) Arkadaşlar bugün öğle yemeğiniz benden. Şele bir buçuk İskender, yanında da ayran, ne dersiniz?
Gökhan : (Hıdır’ın sırtına vurarak) Ne diyelim Hıdır Usta Allah deriz Allah.
Çaycı: Tamam anlaştık. Ben şimdi Frenin çayını getirem. (Hıdır gider).
Fren Osman: Baş komiserim sana bir fıkra anlatayım mı?
Baş Kom: Anlat bakalım
Fren Osman: (Bir yandan simidi yer) adamın biri kırmızı ışıkta
Kör Adam: Sarı sarı
Fren Osman: Kırmızııııı
Kör Adam: Sarııı
Fren Osman: Kırmızıııııı (devam eder bu durum biraz)
Kör Adam: En büyüüüüüük
Fren Osman: TÜRKİYE…. (Seyirciye dönerek zıplar) Cimbom diyeceğimi zannettin değil mi?
Baş Kom: Devam et sen Fren.
Fren Osman: (devam eder). Kırmızı ışıkta geçmiş. Trafik polis dur. Durmuş görmüyor musun demiş, kırmızı ışık yandı. Adam demiş ki onu gördüm de sizi görmedim memur bey.
(Baş komiser sesli bir şekilde güler. Fren’in ayakkabılarını gösterir).
Baş Kom: Lastiklerini daha geçen ay değiştirmiştik. Bakıyorum da yine uzun yol yapıp gelmişsin. Kaportada bayağı aşınmış. Bu arada ay başına kadar idare et, yine arkadaşlar arasında para toplayıp sana baştan aşağı bir bakım yaptıralım.
Çaycı içeri girer ve çayı Fren Osman’ın önündeki masaya bırakır)
Çaycı: Baş gomserim asayiş ekibi gelmiş, dışarıda bekliyor. Şu Abuzittinzede için.
Baş Kom: Ha, tamam. Firuze Hanım, Şinasi Bey’i ekibe teslim et, olanları da anlat da gereken işlemleri yapsınlar.
Gökhan: Tamam Baş komiserim.
(Gökhan ile kör adam dışarı çıkarlar. Fren Osman bir yandan çayını iştahla içerken simidi iştahla yer)

Fren Osman: Baş komiserim sana bir fıkra daha anlatayım mı?
Baş Kom: Anlat tabi.
Fren Osman: Trafik polisi arabayı durdurmuş,şöföre demiş ki ehliyetiniz lütfen. Şöförde demiş ki polise: Verdiniz mi ki istiyorsunuz? He he he he.
(Baş komiser gülerek Osman’ın yanına gelir)
Baş Kom: Hadi gel Fren seni ekiple evine bıraktırayım, biraz dinlen. Bak daha hastaneden yeni çıkmışsın. Pardon sanayiden.
(Baş komiserle Fren dışarı çıkarlar. Pakize içeri gelir. Biraz sonra Baş komiser gelir)
Çaycı: (Çay getirir, birini Baş komisere birini Pakize’ye verir.
Pakize: Bu ney ya! Buz gibi kola mı çay mı belli değil!!
Çaycı: Yeni birini getirsem ne olacak ki. Ne gaddar sıcak olursa senin elin değdi mi buz kesiliy güzelim çaylar.
Pakize: Baş komiserim bu yine benimle uğraşıyo.
Baş Kom: (Sinirli) Hıdıııır!
Çaycı: Başgomserim hani ben size yaptığım iyiliği hatırlatırım demiştim ya, hatırlatma hakkını Pakize Hanım’da kullanmak istim.
Baş Kom: Ya karıştırma şimdi onu sen (aşk olsun dercesine)
Çaycı: Ama baş gomserim garaçalı suyundan demlediğim güzelim çaya gusur buli.
Baş Kom: Tamam tamam uzatmayın yeni bir çay getirde kendini affettir (kalkar) Hıdır al şu 5 milyonu ben Ramazan müdürün yanına gidiyorum. Benim hanım gelirse bu parayı ona ver, başka da parası yok de, gönder.
(Çıkar gider)
Çaycı: Ulan şu kadın milleti de yohtan anlamaz ki bir türlü.
Pakize: Herkesin cebinde senin gibi tomarla parası yok Hıdır Efendi.
Çaycı: Eeeee, para gazanmak ele kolay değil. Bizde senin gibilere hizmet ediyoz. (Der dışarı çıkar.)

2.SAHNE
(sosyete bayan içeri girer, Pakize masada oturmaktadır)
Sosyete: Tünaydın memure hanım.
Pakize: Efendim?
Sosyete : Yani günaydının öğleye yakını.
Pakize: Buyrun bir şey mi istemiştiniz?
Sosyete : Asıl siz buyurun. Siz getirdiniz beni buraya üstelik konken partime de geç kaldım. Siz kiminle konuştuğunuzu bilmiyorsunuz herhalde!
( Bu arada polis memuru Gökhan içeriye girer elinde geç bayanla ilgili tutanaklar vardır.)
Gökhan : Ooooo bizim trafik canavarıyla tanışmışsın Pakize.
Pakize : Trafik canavarı mı?
Gökhan : Evet, hanımefendi elli kilometre ile gidilmesi gereken yerde yüz elli ile giderken yakalanmış. Üstelik bir de arkadaşlara kafa tutmuş.(Elindeki kağıtları Pakize’ye verir.)
Sosyete : Bana bak memur efendi kiminle konuştuğunu bilmiyorsun herhalde. Konuştuklarına dikkat et. Türkiye ‘de Konya’dan uzak terler de var.
(baş komiser önde, çaycı elinde çaylar ile arkadan içeri girer. Gökhan dışarı çıkar.)
Çaycı : (komiserin arkasından bağırarak) Çaylarrr, davşan kanı çaylar geldi.
Başkomiser (Sinirli bir şekilde) Hıdır, kaç defa bağırma demedim mi?
Çaycı : Başkomiserim valla alışganlık vazgeçemiyoh işte.
Sosyete : (umursamaz, kaba bir tavırla) Lan çaycı ver bir açık çay.
Çaycı : Pakize hanım misafirin de pek kibarmış(!) aynı senin gibi.
Pakize : (sinirli bir şekilde) Hıdırrr kafamı bozma. Bu hanım benim misafirim değil karakolun misafiri.
Çaycı :Yaaa…. Ben ne bilem karşında oturmuş görünce…(çayı verir)
Başkomiser: hayrola Pakize bu hanım bizi niye ziyarete gelmiş?
Pakize : Komiserim elli kilometrelik yolda yüz elli ile yakalanmış. Üstelik kendini durduran arkadaşlara da kafa tutmuş.
Başkomiser : (kafasını sallayarak) hıııımmm
Sosyete : (Pakize’ye hitaben) benim kim olduğumu ve Konya ‘dan uzak yerler olduğunu söylemiş miydim?
Başkomiser : bu ne demek istiyor Pakize?
Çaycı : Anlamadın mı a gomiserim? Bacım lafı fazla uzatma ;eğer konuşacaksan haritadan Konya’dan daha doğudaki yerler bak da ona göre konuş diyor herhalde!
Pakize : Aynen öyle demek istiyor komiserim.
Başkomiser : sen kendini ne sanıyorsun kızım hem trafik krallarını çiğne em de utanmadan bir de tehdit et. Neyine güveniyorsun sen? Trafik kurallarını kim ihlal ederse cezasını çeker.
Sosyete : Benim kim olduğumu bilmiyorsun herhalde. O halde müsaade edin de dayımı arayayım (Cebinden cep telefonunu çıkarır.). Partiye de geç kaldım zaten.
Başkomiser : Ne olacak dayını arayınca?
Sosyete : Sorayım bakayım Hakkari Çukurca’nın trafik amiri var mıymış? Hakkari’de boş olan bir koltuğu öğrenelim de oraya yeni bir komiserin tayin olacağını haber verelim.(Pakize’ye dönerek manalı manalı) üstelik yanında da katibesiyle birlikte.
Başkomiser : Kızım senin dayın kim?
Sosyete : Benim dayım işini bilen, dediğini yaptıran ünlü siyasetçi Sabri Kayırmaz.
Çaycı : Hakikatten de kayırmazmış canım(!)
Sosyete : ( Çaycıya bakarak) hazır aramışken hakkari’nin çaycı kadr5osu da boş mu bir sorayım!
Başkomiser : Hıdır Suuus! Kaşınma kendinle birlikte bizi de yakacaksın.
Çaycı : Gomiserim çaycıların da tayini çıkıyor mu? (komiser evet anlamında başını sallar)
Abovvv yandım anammm….
Başkomiser : Hanım kızım şimdi boş yere dayınızın kıymetli zamanını almayalım. Partinizden geri kalmayınız. Şimdi güle güle gidiniz bizden de dayınıza hürmetler ediniz.
Çaycı : Gomiserim doğru söylüyor bacım. Sen arkadaşların kusuruna bakma. Onlar radarın bozuk olduğunu unutmuşlar o yüzden seni buraya getirmişler. Hakkari’yi duysalar pardon dayınızı duysalar size bu kadar zahmet vermezlerdi.
Sosyete : peki peki …. Madem öyle bu seferlik arayıp da dayımı rahatsız etmeyelim. O hâlde ben gidiyorum, söyleyin de arabamı hazırlasınlar. Zaten geç kaldım.
Başkomiser : (çaycıya dönerek) Hadi söyle de arabayı hazırlasınlar.
Çaycı : baş üstüne gomiserim.
Başkomiser : Sizi uğurlayayım hanımefendi buyurun.( Eliyle kapıya doğru işaret eder. Genç kız önde komiser arkada çıkarlar.)
3.SAHNE

Biraz sonra Gökhan , zil zurna sarhoş bir adamın koluna girmiş vaziyette kapıdan içeriye girmeye çalışmaktadır. Gökhan adamı ayakta tutmaya çalışmaktadır. İkisi beraber sallana sallana baş komiserin masasına doğru ilerlerler. Gökhan sarhoş adamı başkomiserin masasının karşısındaki sandalyeye zorlukla oturtur. Adam sandalyede uyuklamaya başlar. Pakize şaşkınlıkla sorar.
Pakize : Niye getirdin bu adamı?
Gökhan : Bu adam derken şu zararsız şekilde uyuyan canavarı mı kastediyorsun?
Pakize : Yoksa?.....
(Çaycı kapıdan kafasını uzatır ve Pakize’ye dönerek ısık bir sesle)
Çaycı : Pakize hanım Döndü İstanbul ‘ a döndü mü?
Pakize : verilmiş sadakan varmış döndü döndü, gel korkma.
(Gökhan’a dönerek) Yoksa bu hâlde?
Hıdır içeri girer ve dikkatli bir şekilde sarhoşa bakarak konuşmaları dinler.
Gökhan : Evet tahmin ettiğin gibi bu hâlde direksiyonun başına geçmiş ve yoldan çıkıp tarlada otlayan ineklere çarpmış. Hayvanların sahibi olan kadının elinden zor kurtardım valla.
Pakize : Alkol testi yaptınız mı?
Gökhan : Tam olarak ölçemedik, alkolmetrenin ekranı yetmedi.
Çaycı : durun bir de ben ölçem bunun alkolünü.
(Hıdır cebinden bir balon çıkarır balona acıklı acıklı bakarak “benim en güççük olana almıştım ama feda olsun. “der. Sarhoş adamın ağzına balonu dayar adam o halde balona üfler ve şişirmeye başlar. Balon iyice şiştikten sonra hıdır başkomiser masasından aldığı toplu iğne ile balonu patlatır. Sarhoş panikle uyanır.)
Sarhoş : Anaaaa bomba patladı lan ( etrafına bakıp polisleri gördükten sonra) polisler de gelmiş.(Seyirciye bakarak sus işareti yapar ve güler kendi kendine şarkı söylemeye başlar.) oynama şıkıdım şıkıdım, oynama şıkıdım şıkıdım ,yakalarsam muck muck.
O sırada kendine en yakın olan Hıdır’ı tutar ve öpmeye çalışır. Hıdır da öptürmemek için uğraşır.
Çaycı : Hoooooop erkekliğe toz gondurmaaam!
Sarhoş : Hadi ben artıl gideyim, bana müsaade . Garson , hesabı getir daha gidip karımı dövecem.
Çaycı : hayyydaaa . karısından dertli biri daha (Pakize’ye bakarak) Belki garısının dırdırından içmiştir zavallı.(Tam bu sırada komiser içeri girer,Hıdır fısıldarcasına )
Çaycı : Otur otur başgomserim geldi.
(Sarhoş oturur oturmaz uyuklamaya başlar. Başkomiser içeri girer girmez Hıdır’a dönerek.)
Başkomiser : Hıdır benim hanım geldi mi?
Çaycı : Geldi ama içeri girmedi.
Başkomiser : Verdin mi parayı?
Çaycı : Parayı gurtardım gomserim vermeden gönderdim.
Başkomiser : Aferin beee! Ne söyledin ki?
Çaycı : Dedim ki, başgomserim gönüllü olarak Kosova’ya cepheye getti, bir sene sonra ancak döner.
Başkomiser : (Başkomiser hayal kırıklığına uğramış bir ses tonuyla) Senin bu söylediğine çocuk bile inanmaz.
Çaycı : zaten o da pek inanmış gözükmedi. Saat ikide tekrar geleceğini söyledi.
(Başkomiser hıdır çıkar çıkmaz yerine oturur gözü sarhoşa takılır.Gökhan’a dönerek .)
Başkomiser : Uyandır şunu bakalım.
(Gökhan elindeki telsizin anteniyle adamın omzuna bir iki kez dokunur.)
Gökhan : Beyefendi beyefendi uyanır mısınız lütfen.
Sarhoş telsizin antenini ağzına götürerek üflemeye başlar. Gökhan’a doğru bakarak.
Sarhoş : bakın sadece bir kadeh içtim demedin mi?
Sonra elini direksiyon arar gibi ortaya koyar şaşkın şaşkın etrafını inceler.
Sarhoş : Arabam, arabam nerde? Arabamı çalmışlar.
Başkomiser : Korkma araban şu anda emin ellerde adın ne senin?
Sarhoş kimliğini aramak için elini ceketinin ceplerine atar . her iki cebinden de rakı şişeleri çıkar. Rakı şişelerinin ilkini çıkararak komiserin masasına bırakır diğerini içmeye başlar. Gökhan şişeyi alır.
Sarhoş : Hiişşttt Allllooooo artistlik yapma.
(Ceketinin yan cebinde kimliğini bulur başkomisere uzatır. Başkomiser kimlikteki ismi yüksek sesle okur.)
Başkomiser : Adı Mülayim , soyadı Hiçiçmez
Sarhoş : haah o benim işte. Arabamı çaldılar.
( Sarhoş başkomiser kimliği incelerken sandalyeye gidip oturmuştur.)
Başkomiser : Ehliyetin var mı senin?(Gökhan’a dönerek) uyandır şunu.
Gökhan : beyefendi beyefendi bakomiserim size soruyor. (sarhoş yine telsizin antenine üflemeye çalışır.)
Sarhoş : Arabam arabamı çalmışlar.
Başkomiser : bırak arabayı ehliyet nerde diye soruyorum.
Sarhoş : valla öyle bir şey hatırlıyorum ama onu da çalmışlar.
Başkomiser : Pakize Hanım merkezi bir ara bakalım Mülayim Hiçiçmez adına kayıtlı bir ehliyet var mı?
Pakize : Tamam efendim.
Başkomiser : (Endişeli bir şekilde saatine bakar) Oooooo saat ikiye geliyor benim hanım her an gelebilir,ben gidiyorum an dakika idare edin.
Pakize : Tamam komiserim biz idare ederiz.
4.SAHNE

(Neriman Hanım içeri girer)
Neriman : Nehaber Pakize?
Pakize : Aaaaa Neriman Hanım hoş geldiniz.
Neriman : Hoş bulduk hoş bulduk,(Pakize bu arada ayağa kalkmıştır öpüşürler.) nerde amirin yine ben geleceğim diye kaçtı mı?
Pakize : Yok valla şeeyyy, müdür beyle toplantıda. Kampanya devam ediyor biliyorsunuz.
Neriman : (Sinirli sinirli )Adam kampanya başladı başlayalı bulaşıkları bana yıkatıyor, kampanya bir bitsin yeni bir kampanya başlatacağım ben ona.
Neriman : Kız şu şapşal çaycı takılıyor mu yine sana?
Pakize : Takılmak da laf mı, bugün boğuyordun nerdeyse komiserim elimden zor aldı.
Neriman : boğsaydın kız. Akşama Hasan’a söyleyeyim de bir daha elinden almasın.
Pakize : Hıdırrr efennndiii….. Hıdırrr efeeennnndiiii
Hıdır içeri girer.
Neriman : Boğazımız şişti seni çağıracağız diye nerdesin?
Çaycı : bulaşıhlari yikıydim yinge
Neriman : Çayın taze mi?
Çaycı : Valla bakiş açisina göre değişi , hele bi de karşılaştırma yaparsak bir çok şeyden daha taze diyebiliriz.
Neriman Hanım şaşkın şaşkın Pakize’ye bakar.
Neriman : Bu ne diyor kızz?
Pakize: (sinirli bir şekilde) sus ve bize iki çay getir hıdır efendi.
Çaycı cebinden 20 lira çıkararak Neriman Hanıma uzatır.
Çaycı :Başkomiserim sizin için bıraktıydı.
Neriman : Aaaaaa 20 Liracık mı bununla ne alınır ayooll,(Pakize’ye dönerek) kız sen sen ol evlenince maaş kartını cebine at. Sonra benim gibi olursum. Adamın cebinde akrep var akrep.
Çaycı : (kısık sesle) ne cebi evinde akrep var evinde. Gomiserim saçları niye tökildi şimdi anliyim.
Neriman : Bi şey mi dedin Hıdır Efendi?
Çaycı : Bi çay tökim içersiniz diye sorim.
Pakize : Tök tök tükürmediğin bardaklara.
Çaycı : Size pırıl pırıl bardaklarla hizmet ediyim yine de yaranamiyim
(Neriman Hanım ve Pakize aynı anda sus Hıdır Efendi)
Hıdır yaka silkerek dişarı çıkar.
Neriman : Eee anlat bakalım kız evlenmiyor musun daha?
Pakize: Yaa kafama göre biri çıkmıyor ki karşıma ben ne yapayım kısmet…
Neriman : Sakın polisle evlenme kız. Benim gibi iğne ipliğe dönersin
Pakize: Allah ne yazdıysa hayırlısı.
5.SAHNE

Gökhan içerde tek başına çalışmaktadır.Sarhoş sandalyede uyuklamaktadır.İçeriye kör adam elinde değneği ile etrafı yoklaya yoklaya girer.
Kör Adam: (Gökhan’a yaklaşarak ne var ne yok?
Gökhan: ne aradığına bağlı.
Kör Adam: Baş komiserimi aramıştım.
Gökhan: hele şuraya beş dakika otur bakayım
( Kör adam sarhoşun oturduğu sandalyeye oturur.Sarhoş kör adama sarılır.Kör adam hemen ayağa fırlar.)
Kör Adam: Hoşt hoşt “diyerek birkaç adı uzaklaşır elindeki değnekle sarhoşa gelişigüzel vurur”
Sarhoş uyanır ve elleriyle kendini koruyarak
Sarhoş: vurma karıcım, vallaha tövbe bi daha içmeyeceğim
Pakize: Karısını dövmeğe gidecek adama bakın.
Çaycı: “alaycı bir ifade ile” vay gılıbık vay
Baş komiser içeri girer ve masasına oturur.
Baş Komiser: “ Pakize’ye dönerek” Pakize Hanım, şu Mülayim Hiçiçmez’in ehliyeti varmıymış sordun mu?
Pakize: Sordum komiserim.Alkollü araç kullanmaktan daha önce el konmuş.
Baş Komiser: Buyur buradan yak.Kendine gelince gerekli işlemleri yapalım.
Baş komiser, kör adamın yanına gelerek sarhoşu karşısına oturtur ve sorar
Baş Komiser: hoş geldin Şinasi Bey, ne oldu, seni dolandıran adamı bulabildiler mi?
Kör Adam: Buldular, ben de size teşekkür etmeğe gelmiştim.
Kör Adam: Şey başkomiserim sıkıştım tuvalete gitsem.
Baş Komiser: şurda kapıdan çıkınca sağa dön ( Hıdırrr diye seslenir)
Çaycı: Burun baş gomiserim
Baş Komiser: Şinasi Bey’e yardım ette lavaboya kadar gidiversin
Kör adamla Hıdır beraberce dışarı çıkarlar.
Baş Komiser: “sarhoşa doğru eğilerek Beyefendi Beyefendi artık kalksanız diyorum
“Sarhoş uyanır ve birden ayağa kalkar”
Sarhoş: Evet polis bey şikayetçiyim arabamı çaldılar.

6.SAHNE

“Bu arada içeri hızla köylü bir kadın girer”
Köylü Kadın: Nereye sakladınız o pis meymenetsizi çabık çıkartın ortaya
Kadının arkasından koşarak Gökhan içeri girer kadını göstererek.
Gökhan: ineğin sahibi baş komiserim
Baş Komiser: Yandık desene
Köylü Kadın: “sarhoşun başında elleri belinde dikilerek” aha buldum seniii şindi nereye kaççen?
Sarhoş: Anaa nu kim yaav
Baş Komiser: Tarlanın ortasında çarptığın ineğin sahibi
Köylü Kadın: Boyu devrilesice gözün kör olsun ortada han gibi yol dururken benim ineğe, sarı kızıma nasıl çarpdın? Bunundan fitil fitil geticem
Sarhoş, baş komiserin arkasına saklanır.Köylü kadın sarhoşa vurmak için hamle yapar.Baş komiser sarhoşu korumaya çalışır.
Baş komiser: dur teyze ne yapıyosun çok ayıp
Köylü Kadın: Ama gadeşim bunun yaptığını gampayadan heç haberi yok inekle bile gampayaye uyuyo köprünün kenarına park ediyola yolun sağından gidiyola
Köylü Kadın: Zıkkımın kükünü içessice heç dumeyon mu haberleri hergün kaç kişi ölüyo alkollü araba kullanmaktan
Baş Komiser: tamam tamam sakin ol biraz
Bu arada kadın sarhoşa vurmaya uğraşmaktadır.Gökhan ve çaycı da yanına gelir.
Sarhoş : imdaattt adam öldürüyolar. Polis ,polisss….
Başkomiser: (biraz yüksek sesle) susun ya susunnn. Bayan gel sen otur şöyle.
Köylü kadın : Yoooo, ineğimin kanını yerde gomam.
(Bu arada kör adam Pakize’yle birlikte içeri girer.)
Köylü kadın : (sarhoşa) kör müsün görmedin mi goca ineği?
Kör adam : hanım , hanım biz de insanız.
Köylü kadın : sen ne diyosun? Seni de mi bu öküz çarptı?(Eliyle sarhoşu gösterir.)
Kör adam : yok beni Abuzittin çarptı.
Başkomiser : bayan şikayetçi misiniz?
Köylü kadın : Yok olum ben çifçiyim, hayvancılık da yaparız.
Başkomiser : hıdır ne diyor bayan?
Çaycı : Şikayetçiymiş gomserim.
Başkomiser : Gökhan tutanak tut.

Bu arada içeriye fren Osman girer. Arabasıyla masaların etrafında dolaşır. Herkes ona bakmaktadır. Başkomiserin yanına gelerek durur. Sarhoş şarkı söylemeye başlar.
Sarhoş: onun arabası var güzel mi güzel. Bastı mı gaza gider mi gider.
Fren Osman : Başkomiserim , yeni bir fıkra öğrendim anlatayım mı?
Başkomiser önce sarhoşa bakarak endişeli bir şekilde Firen Osman’ın yanına gelir onun omzuna elini koyarak kapıya doğru götürür. Sarhoş şarkı söylemeye devam etmektedir.
Sarhoş : Şoförü de var özel mi özel…..
Fren Osman sarhoşa bakar ve komiserin ısrarala tutmasına rağmen onun elinden kurtularak sarhoşun karşına gelir ve direksiyonu tek eline alır, yüzünü derin bir hüzün kaplar. Direksiyonu elinden aşağı sarkıtarak çok sinirli bir ifadeyle sarhoşa bakar.
Baş komiser: Yok fren düşündüğün gibi değil. Bu halde araba sürmemiş.
Fren Osman : Yoo başkomiserim ben bunları nerde olsam tanırım.
Başkomiser : Boşver sen onu oturalım biz seninle bir çayımı iç.
Fren Osman : Başkomiserim bilirsin seni severim;ama bunun gibi biriyle aynı yerde duramam.
(Fren Osman son sözler söylemez koşarak kapıdan çıkar. Herkes şaşırmıştır.)
Başkomiser : Tüh be, tam da gelecek zamanı buldu zavallı adam.
Sarhoş : Deli deli kulakları küpeli (kahkaha atar)
(Başkomiser çok sinirli bir şekilde bağırarak masaya vurur.)
Başkomiser : Kes sesini artık. O deli dediğin adam seninle aynı havayı solumamak için kaçtı.
Sarhoş : Ne bileyim deli işte.
Başkomiser : Deli haaa…. Daha üç yıl öncesine kadar mutlu bir ailesi olan saygın biriydi. Ta ki senin gibi bir canavar tüm ailesini çocuklarını, karısın alana kadar. Sadece kendisi kurtulabildi ama Fren Osman olarak….(Başkomiser beş on saniye sakin sakin bekledikten sonra daha yumuşak bir ses tonuyla sahnenin ortasına gelerek.)
Başkomiser : İşte bütün çabamız ,kampanyalarımız aileler yok olmasın; ocaklar sönmesin diye…..
Kazası z , tasasız , kedersiz nice günler sizin olsun……..



SELAMLAMA

Yazan : Feyzullah Arslan
 
Diğer eserler


(Toplam 30 tiyatro eseri bulunuyor)

12SonrakiSon

     


Basında sitemiz | Bize ulaşın | Reklam

Sözleşmeler Gizlilik ve Kullanım Sözleşmesi | Tüketici Hakları, Üyelik, Güvenlik ve Teminatlar

Tüm hakları saklıdır 2017 © Edebiyat Dünyası

Edebiyatdunyasi.com'a eklenen yazılar ve görseller 5846 Sayılı FiKiR VE SANAT ESERLERi KANUNU'na göre korunmaktadır. Sitenin özgün içeriği 5187 Sayılı Basın Kanunu'na göre kaynak belirtilmeden başka yayın organlarında kullanılamaz. Kaynak belirtmek ve ilgili sayfaya link vermek koşuluyla sitenin tüm özgün içeriği başka yayın organlarında özgürce kullanılabilir.