Giriş |  Kayıt
"Alışkanlıklar bırakılmazlarsa, zamanla ihtiyaç haline gelirler."
ST. AGUSTİNE
 

Bizim Carlo

Tanınmış insan Sinyor Carlo gibi olur. Sinyor Carlo İtalya´da bir fabrikada çalışan kendi hallinde bir işçiymiş.
Fransa Cumhurbaşkanı De Gaulle´un İtalya´yı ziyaretine kadar kimse onu tanımazmış. De Gaulle´ün İtalya gezi programında Carlo´nun çalıştığı fabrika da varmış .De Gaulle fabrikayı gezerken birden duraklamış, tezgahın başındaki işçi dikkatini çekmiş ve ellerini açmış:
-Ooo Carlo sen burada mısın?
-Vay Charles sen misin?
De Gaulle ile İtalyan Carlo sarmaş dolaş olmuşlar, herkes şaşırmış. De Gaulle dönüp anlatmış:
-Carlo ile biz eski arkadaşız. Alman işgalinde birlikte çalıştık. Bize çok yardımı oldu.
İtalyan protokolü durumu idare etmiş:
-Ekselans, bu fabrikanın en iyi işçisi sinyor Carlo´dur. Önümüzdeki günlerde kendisine törenle bir madalya takacaklar.
De Gaulle çok memnun olmuş. Carlo ile vedalaşıp oradan ayrılmış .
Herkes Carlo´nun etrafını sarmış.
-Yahu sen De Gaulle´ü nereden tanıyorsun?
-Söyledi ya.
-Neden bundan bize söz etmedin?
-Çok mu önemli?
Aradan birkaç ay geçmiş, olay unutulmuş. Bu defa İtalya´ya Amerika Cumhurbaşkanı Nixon gelmiş. Ona da aynı fabrikayı dolaştırıyorlarmış, o da tıpkı De Gaulle gibi birden duraklamış.
-Vay Carlo sen burada mısın?
Aynı sahne, sarılıp kucaklaşmışlar. Nixon anlatmış:
-Ben o zaman genç bir avukattım. Carlo´nun bir işi düştü bana geldi, ilk kazandığım dava onun davasıdır.
İtalyanlar yine şaşkın, Nixon gidince Carlo´yu sorguya çekmişler:
-Anlat yahu Nixon´ı nereden tanıyorsun?
-Canım gençlik yıllarımda Amerika´ya gitmiştim. Başıma bir iş geldi, param yok, genç ve tecrübesiz bir avukat buldum, davayı kazandı. Sonra ben İtalya´ya döndüm, fabrikaya girdim. O da Cumhurbaşkanı olmuş.
-Yahu insan söylemez mi?
-Çok mu önemli.
Gel zaman git zaman bu sefer fabrikaya Kosigin gelmiş, dolaşırken Carlo´nun önünde durmuş.
-Yoldaş senin adın Carlo değil mi?
-Evet Aleksi.
Yine sarmaş dolaş bir sahne.
Kosigin gidince Carlo bir açıklama yapmak zorunda kalmış.
-Gençliğimizde biraz komünistlik yaptık. Bunu da o zaman tanıdım.
-İnsan söylemez mi?
-Çok mu önemli? Ben öyle çok adam tanırım.
Fabrika müdürü kızmış:
-Yani şimdi neredeyse papayı bile tanıdığını söyleyeceksin.
-Oooo, Pol en iyi arkadaşımdır.
-Atma.
-Tecrübesi bedava.
Müdür kızmış:
-Tamam o halde Pazar günü Vatikan´a gidelim, bakalım Papa seni tanıyacak mı?
-Olur gidelim.
Pazar günü müdür, muavini ve Carlo birlikte Vatikan´a gitmişler.
Carlo izin isteyip Vatikan´ın kapısına gitmiş, nöbetçilerle bir şeyler konuşmuşlar, içeri girmiş.
Müdür, muavinine dönmüş :
-Yoksa Papayı da mı tanıyor ?
-Bakalım, bekleyip göreceğiz.
Biraz sonra meydandaki kalabalık dalgalanmış. Herkes Papayı görmek için hareketlenirken balkonun kapısı açılmış ve papa yanında Carlo ile görülmüş.
Müdür muavinine, muavin müdüre bakarken, Carlo´da gözleriyle meydandaki kalabalık arasında fabrika müdürünü aramış.
Papa tam duaya başlarken, Carlo kulağına eğilmiş:
-Sen duaya devam et bizim müdür yerde, gidip bakayım ne olmuş.
Carlo fırlamış meydana koşmuş, kalabalığı yara yara müdürün yanına varmış, bakmış adam yerde yatıyor, ayıltmaya çalışıyorlar:
-Yahu ne oldu ne buna?
Müdür muavini başını sallamış.
-Bayıldı.
-Beni papanın yanında görünce mi bayıldı?
-Hayır seni papanın yanında görünce bayılmadı da, arkamızdaki iki Japon sana bakıp, "Yahu bu bizim Carlo da, yanındaki takkeli adam kim ?" deyince düşüp bayıldı.
 
Diğer fıkralar


(Toplam 10 fıkra bulunuyor)

1

     


Basında sitemiz | Bize ulaşın | Reklam

Sözleşmeler Gizlilik ve Kullanım Sözleşmesi | Tüketici Hakları, Üyelik, Güvenlik ve Teminatlar

Tüm hakları saklıdır 2017 © Edebiyat Dünyası

Edebiyatdunyasi.com'a eklenen yazılar ve görseller 5846 Sayılı FiKiR VE SANAT ESERLERi KANUNU'na göre korunmaktadır. Sitenin özgün içeriği 5187 Sayılı Basın Kanunu'na göre kaynak belirtilmeden başka yayın organlarında kullanılamaz. Kaynak belirtmek ve ilgili sayfaya link vermek koşuluyla sitenin tüm özgün içeriği başka yayın organlarında özgürce kullanılabilir.