Giriş |  Kayıt
"Ana ailenin güneşidir. Bir ailede o olmazsa orada büyüyen çocuklar gölgede kalmış meyveler gibi olgunlaşmazlar."
PASTALOZZI
 

DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME YOLLARI

Bir yazıda bir yazar, ele aldığı konuyla ilgili düşüncelerini desteklemek, ileriye sürülen görüş ve düşüncenin inandırıcılığını sağlamak amacıyla çeşitli yollara başvurur. Bunlara “düşünceyi geliştirme yolları” denir. Düşünceyi geliştirmek için başvurulan başlıca yöntemler şunlardır:
1) TANIMLAMA:

Bir kavrama ya da olayın belirgin özellikleriyle tanıtılmasına tanımlama denir. Özelliklerinden yararlanarak bir varlığın ya da kavramın ne olduğunun öznel veya nesnel olarak ortaya konmasıdır. Tanım kısaca “nedir” veya “bu nedir?” sorularına verilen cevaptır.
ÖRNEK:

Gezi yazısı, kişi ya da kişilerin yurtiçi veya yurtdışında yaptığı uzun ya da kısa süreli yolculukların anlatıldığı yapıtlardır. Bu yazılar, insanın bilgisini, görgüsünü deneyimlerini artırır. Geziye katılan kişilerin büyük bir bölümü, gittikleri yerlerde geçirdikleri zamanı, gezilerini eşe dosta anlatırlar.
Bu parçanın ilk cümlesinde gezi yazısının ne olduğu anlatılarak tanımlama yapılmıştır.
ÖRNEK CÜMLELER:

* İnsan vücudunun en küçük yapı taşına hücre denir.(Nesnel)
* Yiğitlik, kahramanlık, savaş temalarını işleyen şiirlere epik şiir denir.(Nesnel)
* Yaşam, güçlükleri yenebilme sanatıdır.(Öznel)
2) ÖRNEKLENDİRME:

İleriye sürülen soyut düşüncenin somutlaştırılması yöntemidir. Anlatılanları daha anlaşılır hale getirip inandırıcı kılmak amacıyla örnekler verilebilir. Verilen örnekle, soyut haldeki düşüncenin somut hale getirilmesi amaçlanır. Bu yolla, anlatılanlar görünür ve anlaşılır kılınarak okuyucunun zihninde daha iyi yer etmesi ve canlandırılması sağlanır.
ÖRNEK:

Genç Kalemler hareketi,edebiyatımıza özellikle dil konusunda yepyeni bir anlayışı getirmiştir.Türkçe kendi benliğine yavaş yavaş dönmeye başlamış;halk,aydınların yazdıklarını anlar duruma gelmiştir.1911’li yıllarda yazan Ömer Seyfettin’i, Ziya Gökalp’i açıp okuyun, severek, anlayarak okursunuz yazdıklarını.Sözcükler, tamlamalar…hep anlayacağınız biçimdedir.

ÖRNEK:
Yazılan; yaşanmışsa kalıcı oluyor. Büyük sanatçıların hayat hikâyelerinde bu gerçek açıkça görülür. Balzac, bir dostuna yazdığı mektubunda, “Vadideki Zambak” için: “Onu yazarken ağlamaktan kendimi alamadım.” der. Flaubert’in de: “Madame Bovary benim.” demesi başka bir anlam taşımaz. Öyle ki Madame Bovary hayatına son vermek için arsenik içtiği zaman Flaubert, o zehrin acısını bütün burukluğu ile ağzında duymuştur.
Bu parçanın ilk cümlesinde yazar, yapıtlarda, anlatılanlar yaşanmışsa o yapıtların kalıcı olduğunu söylüyor. Bu düşüncesini desteklemek için Balzac ve Flaubert’i örnek olarak veriyor.
Örnek SORU:

Ankara, tarihin şaşırtıcı terkipleriyfe doludur. Burada kerpiç bir duvardan İyonya tarzında sütun başlığı fırlar; bir türbe merdiveninin basamağında bir Roma konsülünün şehre gelişini kutlayan bir taş görünür, Ahi Şerafettin’in türbesini, asırlardır Greko Romen aslanı bekler. Bu yüzden Aslanhane adını alan caminin mihrabında Etilerin toprak ve bereket ilahesinden başka bir şey olmayan bir yılan, meyveler arasında dolanır.

Yazar, parçanın ilk cümlesindeki savını inandırıcı kılmak için aşağıdakilerden hangisine özellikle başvurmuştur?

A) Örneklere ağırlık verme
B) Öyküleyici anlatım yolunu seçme
C) Konuyu tartışma içinde sunma
D) Okurun hayal gücüne dayanma
E) Kanılarını öne çıkarma
(1982- ÖYS)

Çözüm:

Parçanın ilk cümlesinde Ankara’nın tarihin şaşırtıcı terkipleriyle (sentez, bileşim) dolu olduğu düşüncesi ortaya konuyor. Sonraki cümlelerde bu düşünceyi destekleyen örneklere yer verilerek ileri sürülen düşünce inandırıcı kılınmaya çalışılmıştır.
Cevap A

3) KARŞILAŞTIRMA:

Karşılaştırmada iki varlık, iki kavram ya da iki şey arasındaki benzerlik ve karşıtlıklardan yararlanma söz konusudur.Benzerliklerin ya da karşıtlıkların ortaya konması karşılaştırma ile olur. Genellikle “oysa, ise, daha, en” gibi ifadelerle karşılaştırma yapılır.
ÖRNEK CÜMLELER:

* Özge Ali’ye göre daha çalışkandır.
* En çok sevdiğim arkadaşım sensin.
* Eski şiir hayali öğeleri yeni şiir ise somut öğeleri içerir.
ÖRNEK:

Roman, gerçeği olduğu gibi vermez; daha doğrusu veremez. Onu ayıklar, düzeltir; hatta değiştirir. Uygun bir üslup ve bir yorum İçinde yeniden kurar, kısacası onu güzel bir biçimde canlandırır. Eleştiride ise ne bu çeşit bir biçim ne de duygu görülür. Çünkü eleştirinin görevi güzellik meydana getirmek değil; var olan güzelliği yargılamak, okura tanıtmaktır.
Bu parçada yazar, roman ite eleştiriyi ele aldıkları konu yönüyle karşılaştırıyor. Romanın, gerçeği değiştirerek daha güzel bir biçimde ortaya koyduğunu; eleştirinin görevinin ise ortaya konan bu güzelliği okura tanıtmak olduğunu belirterek roman ile eleştiri arasındaki farkı belirtiyor.
Örnek SORU:

Röportajla öykü arasında kimi benzerlikler vardır. İkisi de yaşamın gerçekleriyle beslenir Röportajın gerçekliği belgelere, kanıtlara, somut olay ya da olgulara dayanmasından ileri gelir. Öyküde ise bunlar hayal gücüyle yeni bir renk, yeni bir görünüm kazanır Öte yandan bütün anlatı türleri için geçerli olan dilin güzel ve etkili kullanımı, röportaj ve öykü için de söz konusudur.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
A) Betimleme
B) Karşılaştırma
C) Tanımlama
D) Öyküleme
E) Örneklendirme
(1997- ÖYS)

Çözüm:

Parçada, röportajla öykünün aynı ya da farklı yönleri ortaya konarak iki tür arasında bir karşılaştırma yapıldığını görüyoruz. Yazar, röportajla öyküyü karşılaştırırken ikisinin de yaşamın gerçekleri ile beslendiğini ikisinde de dilin etkili ve güzel kullanılması gerektiğini söyleyerek ortak yönlere; röportajın gerçekliğinin belgelere, kanıtlara, somut olay ya da olgulara dayandığını, öyküde ise gerçekliğin hayal gücüyle yeni bir görünüm kazandığını söyleyerek farklı bir yöne değinmiştir
Cevap B

4) TANIK GÖSTERME(ALINTI YAPMA):

Anlatılmak istenilen düşüncenin başkalarının görüşlerinden,sözlerinden yararlanarak açıklanması yoludur. Başkalarının aynı konuda söylediği sözler yazı içerisinde alıntı olarak gösterilir.Tanık olarak düşüncesine başvurulan kişinin, konusunda uzman güvenilir olması gerekir. Kişilerin görüşleri aynen alınıp tırnak içinde verilebildiği gibi, dolaylı anlatımla da verilebilir.
ÖRNEK:

Mutluluk, aslında herkesin çok yakınında.İsteyen herkes, her an mutlu olabilir.Fizolof Sokrates: “Bir kitap, bir çiçek, bir kuş…ne büyük saadet!” derken bunu anlatmıyor mu?

ÖRNEK:

İstanbul’un, doğal dokuyla tam bir uyum içinde olduğu söylenebilir. Mahallelerin, genellikle eğimli araziler üzerine kurulmuş olması, bu şehrin en önemli özelliklerinden biridir. Böylece her çeşit suya doğal akıntı imkânı verildiği gibi, her evin ufkunun açık olması ve güneşten faydalanması sağlanmıştır. Bu, dikkatli bir seyyah olan İtalyan yazarı Edmondo de Amicis’in de gözünden kaçmamıştır. Avrupa şehirlerinde gözün ve düşüncenin hemen her zaman dar bir çerçeveye hapsedildiğini söyleyen yazar, İstanbul’da ise gözün ve zihnin, her an sınırsız ve şirin uzaklıklara kaçacak bir yol bulabildiğini söyler.

Bu parçada İstanbul’un mahallelerinin eğimli araziler üzerine kurulduğu ve bu yönüyle Avrupa şehirlerinden olumlu anlamda farklı olduğu anlatılıyor Bu düşünce, Edmondo de Amicis’ten yapılan bir alıntıyla destekleniyor. Yani İtalyan seyyah, bu düşüncenin doğruluğunu kanıtlamak için tanık gösteriliyor.

Örnek SORU:

Andre Gide bir yazısında şöyle der: “Sanatçının konusu insandır. Bir insanın yaşamı o insanın düşlerinin de kaynağıdır.” Bu söze katılıyorum. Çünkü yaşananlarla düşler iç içedir. Sanatçı, yazar ozan da insan yaşamını, insan düşlerini bir yapıtta gerçeğe dönüştürendir. Başkasına, geleceğe bakandır. Kendi yaşadıklarına, düşlerine herkesi ortak edendir.

Bu parçada yazarın, Andre Gide’den bir alıntı yapmış olmasının nedeni aşağıdakilerden özellikle hangisi olabilir?
A) Anlatımına akıcılık kazandırma
B) Okuyucunun ilgisini çekme
C) Sanatçı konusundaki görüşlerini inandırıcı kılma
D) Karşıtlıklardan yararlanarak düşüncesini geliştirme
E) Yaşamla sanat arasındaki ilişkiyi kanıtlama
(1931 – ÖYS)

Çözüm:

Parçada yazar, yaşananlarla düşlerin iç içe olduğunu, sanatçının, insan yaşamını, düşlerini anlattığını belirtiyor. Yazar, “sanatçı” hakkındaki bu düşüncesini Andre Gide’den yaptığı bir alıntı ile pekiştiriyor.
Cevap C

5) SAYISAL VERİLERDEN YARARLANMA:

Düşünceyi inandırıcı kılmanın yollarından biri de sayısal verilerden yararlanmadır. İnsanlar okuduklarının sayılarla desteklendiğini görürlerse yazıyı daha da inandırıcı bulurlar. Şunu da bilmemiz gerekir ki sayısal verilerden yararlanmaya bilimsel verilerden yararlanma adı da verilebilmektedir.

ÖRNEK:

Adapazarı Şeker Fabrikası 1953’te işletmeye açıldı. Kuruluşta günde 1800 ton olan pancar işleme kapasitesi 1980’de 6000 tona çıkarıldı. Bu büyük bir gelişme.

Örnek SORU:

Eleştirmenlerimizin eleştiriyi yan meslek olarak algılamaları bilinen bir gerçek ama işin korkutucu boyutu birçok kimsenin ilgisini çekmiyor. Eleştirmenlerimizin yüzde 83′ünün ekmeğini kazandığı mesleği eleştirmenlikle ilgisiz: yüzde 33′ü ticaretle uğraşıyor, yüzde 10′u tekstilci, yüzde 40′ı doktor, çok az bir kısmı da yazar, işin en ürkütücü yönü, aydınlarımızın yüzde 72′sinin, eleştirmenlerin eleştiri dışında işler yapmalarını oldukça doğal karşılamaları. Sanki bu durum eleştiriyi olumsuz yönde etkilemezmiş gibi.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
A) Sayısal verilerden yararlanma
B) Karşılaştırma
C) Tanımlama
D) Benzetme
E) Örneklendirme

Çözüm:

Parçada yazar, bir kişinin sözünü veya adını anma yerine sayısal verilerden yararlanmıştır.
Cevap A

Örnek SORU:

Çalışmalarımız sonuç verdi. Neler mi oldu? Ot bitmeyen bozkırlar, ipek gibi yumuşak topraklı ovalara dönüştü. Tarlalar, arı kovanları gibi uğuldamaya başladı. Toprağın derinliklerinde uyuyan sular yeryüzüne çıkarıldı. Kova kova süt veren inekler, kovan kovan bal veren arılar yetiştirildi. Sofraları, el ele verilerek üretilen yiyecekler süsledi.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
A) Benzetme sanatından yararlanma
B) Öykülemeye başvurma
C) Yinelemelere yer verme
D) Betimleme yapma
E) Tanık gösterme
(20031 ÖSS)

Çözüm:
Parçada, “ipek gibi yumuşak topraklı ovalar”, “tarlaların, arı kovanları gibi uğuldaması” sözleriyle benzetmeden yararlanılmış; “kova kova, kovan kovan, el ele” sözleriyle yinele-melere yer verilmiştir. Parçada, bir çalışmanın yani bir olayın anlatımı söz konusu olduğu için öykülemeye, gözlemler dile getirildiği için betimlemeye yer verilmiştir. Parçada, düşünceyi kanıtlamak için bir kişinin tanık gösterilmesi söz konusu değildir.
Cevap E

Örnek SORU:

Yüzümü usulca göğe yasladım, Gözlerimde kanat çırpıyor martılar. Bulut bulut parçalanmış gökyüzünü seyrediyorum. Bulutlar mı üstümüze koşuyor, yoksa ben mi bulutların altın-dayım, bir türlü kestiremiyorum, Saklambaç oynarcasına bir görünüp bir kaybolan güneş de alıp götürüyor beni düş dünyamın derinliklerine.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
A) Sözcükleri gerçek anlamlarının dışında kullanma
B) Karşılaştırmalar yapma
C) Benzetmeye başvurma
D) Betimleyici öğelerden yararlanma
E) Anlatıcının duygusal etkilenmesini yansıtma
(2004 – ÖSS)

Çözüm:

Parçada, yazar, gökyüzünü seyredip anlattığı için betimlemeden yararlanıyor. Aynı zamanda, gördüklerinden duygusal yönde etkilendiğini “Yüzümü usulca göğe yasladım. Gözlerimde kanat çırpıyor martılar. Bulutlar mı üstümüze koşuyor? Güneş de alıp götürüyor beni düş dünyamın derinliklerine,” sözleriyle belirtiyor “Saklambaç oynarcasına bir görünüp bir kaybolan güneş” sözüyle benzetmeye başvurulmuş, “parçalanmış, kestirmek, kaybolan” gibi sözcükler, gerçek anlamlarının dışında kullanılmıştır Parçada, karşılaştırma yapılmamıştır.
Cevap B

Örnek SORU:

Geçmişi Hititlere uzanan Ürgüp’ün taştan yapılmış boz evleri, insanı masallar dünyasının değişik evrenine götürür. Bomboş bozkır, uçsuz bucaksız, yapayalnız uzar gider bu saman sarısı diyarda. Modern heykeller gibi özenle yontulmuştur peribacaları ve damlarında duman tüten taş evler Adı, “kaya” anlamına gelen “ur” ile “çok” anlamına gelen “köp” sözcüklerinin birleşmesinden oluşan Ürgüp, önce peribacaları demekse, sonra taşın güneşle arkadaşlığı, rüzgârla dansı demek. Taş, Ürgüp’te öncelikle mesken demek; yalnızca mağara, kovuk değil, enikonu bir mesken.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmamıştır?
A) Ayrıntılara yer vermeye
B) İnsana özgü nitelikleri doğaya aktarmaya
C) Düş gücünden yararlanmaya
D) Öznelliğe
E) Tarihsel değerleri örneklerle açıklamaya
(2002 – ÖSS)

Çözüm:

Parçada, “taşın güneşle arkadaşlığı, rüzgârla dansı” sözleriyle kişileştirme yapılmış; “Ürgüp’ün taştan yapılmış boz evleri, insanı masallar dünyasının değişik evrenine götürür,”, “modern heykeller gibi özenle yontulmuştur peribacaları”, “taşın güneşle arkadaşlığı, rüzgârla dansı” sözleriyle öznel düşünceler dile getirilirken düş gücünden yararlanılmıştır. Doğa olayları sonucu oluşan Ürgüp’le ilgili ayrıntılara yer verilmiş; ama tarihsel değerlerden söz edilmemiştir.
Cevap E
 
Diğer dersler


(Toplam 35 ders bulunuyor)

12SonrakiSon

     


Basında sitemiz | Bize ulaşın | Reklam

Sözleşmeler Gizlilik ve Kullanım Sözleşmesi | Tüketici Hakları, Üyelik, Güvenlik ve Teminatlar

Tüm hakları saklıdır 2017 © Edebiyat Dünyası

Edebiyatdunyasi.com'a eklenen yazılar ve görseller 5846 Sayılı FiKiR VE SANAT ESERLERi KANUNU'na göre korunmaktadır. Sitenin özgün içeriği 5187 Sayılı Basın Kanunu'na göre kaynak belirtilmeden başka yayın organlarında kullanılamaz. Kaynak belirtmek ve ilgili sayfaya link vermek koşuluyla sitenin tüm özgün içeriği başka yayın organlarında özgürce kullanılabilir.