Giriş |  Kayıt
"İnsanın kendini feth etmesi zaferlerin en büyüğüdür."
EFLATUN
 
 
 

Yazar ismi :  Bayram Kaya (Yazarın ana sayfası için tıklayın)

Sen de Bayram Kaya isimli yazara destek olmak istiyorsan, yıldızlı oylama ile oylamaya katılabilir, 1 ile 10 arası puanlama yapabilirsin.


 
      Toplum 2  
2
Yine kuantum başlangıçta özne bilinci de yoktu. Kuantum süreç her şeyin parçalandığı simetrinin dağıldığı süreçti. Dahası şimdiki gibi özne bilincimiz, kolektifi sağlayan durumun içindeki sosyo toplumsal eylemle vardı.

Başlangıçta atom ve organikler olmadığı için kişideki özne bilincini ortaya koyan kolektif yapı içinde üreten ilişkileriyle olamama vardı. Bu nedenle kişi özne bilinci bileşenleri içinden olan ve dışta özneler dünyasını ele veren toplum ruhu ve toplumun ruh dünyası da başlangıcın oluşması içinde yoktu.

Neden? Çünkü başlangıcı ele veren kuantum dünya içinde, genel simetriye göre kesikli sürekli özel simetrileri verecek olan atom denen sentezden oluşan dünyanın düzey ve düzlemi içine gelene kadar ortamda ne organik moleküller vardır. Ne de organik moleküllere göre olan bir şey vardı.

Ruh organik yapılarla olasıdır. Organikler tekrarlı inşa düzeni ile korunum bilinciydi. İnşa düzeni dışta enerji girdisi yapan birçok eylemlerleydi.

Organikler dışta içe göre, içte dışa göre sınırlamaları içinde eyleme yönelen yalıtım, bilinciydi. Dışarıda enerji ithalini yapabilmek için birçok tutum girişmeleri içindeydi. Bu tutum girişmeleri dışta da belli sıralı eylemlerle ortaya konan tekrarlardan oluşan koşullu öğrenmeydi.

Dışarıda belli tekrarlarla ve belli sırayla ortaya konmakla içe doğru yönelen koşullu etkiler, zihin içinde de yansıma veren çevrimli düşüncelerdi. Zihin içi koşullu yansıma olan imgeler de zihin içi çevrim düzenlemeleri sonrası tekrar dış dünyaya yansır. İşte bu, dış dünyada yeni bir etki ortaya koyan diyalektik yetili, zekâyı oluşur.

Ruhu bir davranış biçimi etki ve etkilenme olarak belirtirsek dıştan özne bilincine veya eylemden düşünceye yansıyan etki ile zihinsel çevrimli eylemden dış dünyayı etkileyip değiştiren eylemdeki tutum da o organiğe özgü ruhtular. Şimdiki bu ruhlar kişi imajıyla birlikte sosyal ve kolektif imajlar girişenle kolektif anlak alırdır (zekâdır). Güdüler zekâ değildir.

Zekâ; kişi özneli zekâ ve ruh, sosyal özneli zekâ ve ruh, kolektif özneli zekâ ve ruh olmakla şimdilik üç aşamalı bir gerçekleşmedirler. Beyin zekâ için aracı bir durumdur. Zekâ eylem içinde ruhsal düşünme ve ruhsal duyuşla kendisini ortaya koyar. Bunlar birbiri olan birbirine dönüşen ansal süreçlerdir.

Moleküler yalıtımlı organikler kuantum düzlem içinde olmayan tarz ile kendi başlarına yeni bir açı momentumu ile yeni bir devim biçimiydiler. Beden denen özel ve özgün bir yalıtım kesikli sürekliliği içinde biçimlenişti. Beden denen kişi ruhlu yapı dışta kendi gibi organiklerle ortaklaşış ortaya korlar.

Her bir organik dünyanın kendisi istese de istemese de her bir çevreye göre uyum ile o çevreyi kendisine yaşam alanı edinen biçimlenmedir. Hem de kendisi bir çevre ve yaşam alanı olup başka organizmaları kendisine göre biçimlendirmedir.

Organizmaların kendileri hem bir organizma için yaşam çevresi olup; hem de organizmayı kendisine yaşam çevresi edinen girişmedirler. Organizmalar böylesi bir çevre içinde rekabetle ve eksiğini tamamlama bağlamında ortaklaşmaya tutunan hisseli yaşama doğru yönelirler.

Yani burada rekabetle ve ortaklaşma içinde olmak bir alan yönü seçilmesine tabii olmaktır. İşte bu organiklerdeki bu türlü türlü tutum kimi organikler üzerinde ve gelecekte; üreten toplumsal ilişkileri ortaya koyan toplumsal molekülerdi bağ oluculardır.

Kısaca üreten sağlasan kolektif organizasyona göre düşünürsek kişi dıştan bağ enerjili sosyo toplumsa bağ yapıcı kolektif molekül tavırlıdır. Kişi, kişisi zekâ, kişisi ruh vs. kolektif molekülün geri düzlemidir. Kolektif molekülün kendisini tekrar eden bir kolektif zekâsı, kolektif enerjisi kolektif yeteneği vardı.
 
 

Bu yazının tüm hakları ve sorumluluğu Bayram Kaya üzerindedir.
Bu yazının ilgili yazara ait olmadığını, yazının içeriğinde şahsınıza veya toplumun genel ahlak değerlerine bir hakaret olduğunu, içeriğinde açıkça yazılmış müstehcen ifadeler veya edebi yazılarda olmaması gereken ağır küfürler bulunduğunu düşünüyorsanız, ilgili yazıyı ve yazarı site yönetimine bildirebilirsiniz.
Yazıların içeriğinden www.edebiyatdunyasi.com ve Ada İnternet Yayıncılığı ve Reklamcılık Şti. yetkilileri sorumlu tutulamaz.
 
Tüm yazıları

1234SonrakiSon

 
1 .  İbrahim Değerli
2 .  Mehmet Akb
3 .  Serhat ÖZER
4 .  Abdulvahap UNCU
5 .  Ali Demiral


 
1 .  DeryaDerviş
2 .  İbrahim Değerli
3 .  Gülüm Çamlısoy
4 .  Berat Uyanık
5 .  Elnur Əliyev


 
1 .  Ahmet Duman
2 .  Tunahan çelik
3 .  erhan
4 .  Canay Gümüşlü Safi
5 .  Ömer Faruk Hüsmüllü

 

     


Basında sitemiz | Bize ulaşın | Reklam

Sözleşmeler Gizlilik ve Kullanım Sözleşmesi | Tüketici Hakları, Üyelik, Güvenlik ve Teminatlar

Tüm hakları saklıdır 2017 © Edebiyat Dünyası

Edebiyatdunyasi.com'a eklenen yazılar ve görseller 5846 Sayılı FiKiR VE SANAT ESERLERi KANUNU'na göre korunmaktadır. Sitenin özgün içeriği 5187 Sayılı Basın Kanunu'na göre kaynak belirtilmeden başka yayın organlarında kullanılamaz. Kaynak belirtmek ve ilgili sayfaya link vermek koşuluyla sitenin tüm özgün içeriği başka yayın organlarında özgürce kullanılabilir.