Giriş |  Kayıt
"Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakilerin anlayabileceği kadardır."
MEVLANA
 
 
 

Yazar ismi :  Şenol Erten (Yazarın ana sayfası için tıklayın)

Sen de Şenol Erten isimli yazara destek olmak istiyorsan, yıldızlı oylama ile oylamaya katılabilir, 1 ile 10 arası puanlama yapabilirsin.


 
      Kaza  
Sabah namazını kılıp evden çıktıktan sonra apartman kapısını açtığımda uyandığımdan itibaren o ana kadar kafamda hesapların, bilançoların, kredi borçlarının vs. dolaştığını fark ettim. Namaz kazaya kalmıştı.

Akşam bir görüşmeye gitmek üzere iş yerimden erken çıkmış, buluşma noktasına vaktinden epey önce gelmiştim. Akşam ezanı vaktiydi. Bitişikteki camiyi görünce avluya girdim, şadırvana yöneldim. Abdest sırasında ‘çok yüksek desibelli’ ezan, ibadete yoğunlaşmış fakiri yerinden sıçrattı; yüzlerce metre çaplı alanda bulunan maddeleri titreştirmeye, kulakları uğuldatmaya başladı. Sağımdaki adam abdestini tamamlamak üzereydi; benim ürktüğümü görünce kıkırdadı, kurulanıp kalktı, iki adım sonra durdu, hangi mülahazayla bilmiyorum, geri dönüp tekrar abdest aldı…

… Sünneti de kıldım. Cemaat camiyi terk ederken saatime baktım. Hala zamanım vardı. Sabah namazının kazasını eda etmek üzere, nedense o konumu sevdiğimden minberin sağına geçtim. Af dilememi takiben niyet edip baş parmaklarımı kulak memelerine değdirerek kollarımı kavuşturmuştum ki…

Minberin öbür yanında iki adam muhavereye koyuldu. Biri “hocam” diye hitap ettiğine göre cemaatten biri imamla konuşuyordu. Mükaleme şöyle cereyan etti:

Adam- Hocam; hoparlörlü ezan yüzünden canı giden biri, buna, artık her duyduğunda sinkaflı küfür ederse günaha girer mi?
Hoca- Ezana küfür, içinde Allah’ın ve resullahın isimleri geçtiğinden imanı götürür hafazanallah. Evvela tövbe istiğfar etmek gerek…
Adam- (Hocanın sözünü keserek, sert bir tonda) “Hoparlörlü” dedim hocam. Kızım… 12 yaşındaydı (burada sesi çatallaşmıştı)… Öğle tatilinde bana kazak almak için mağazaya gitmiş. Üzerime uygun mu, biçimini-rengini beğenir miyim, diye aramış. O sırada bu caminin önündeydim. Mağaza 500 metre aşağıda. Ezandan telefon sesini duyamadım. 3 dakika sonra yine aramış. Ezan hala bitmediği için yine duymamışım. ‘Babam meşgul’ düşüncesiyle beklememiş, mağazadan çıkmış. Karşıya geçerken… Kaza… Öldü…
Hoca- Allah taksiratını affetsin, mekanı cennet olsun.
Adam- (Bu kez kızarak) “12 yaşında” dedim hoca! Daha çocuktu.
Hoca- En doğrusunu Allah bilir…
Adam- (Hocanın sözünü bitirmesine yine izin vermeyerek) Annesi de bilir, ondan sonra da ben bilirim!
Hoca- …
Adam- Ben meleğimi kaybettim. Sizin şu (sinkaflı bir küfür) hoparlörünüz yüzünden… Serserinin, itin tekiydim. Beni o terbiye etti. Yüzüne baktığımda, sesini duyduğumda içim erirdi. O benim her şeyimdi, yaşama nedenimdi…
Hoca- Tövbe etmek gerek, cehennem var… Allahu teala sizi cennetinde kavuştursun.
Adam- (Bağırarak) Ulan (burada küfürlü bir sıfat kullanıyor), seni de (yine cinsel bir küfür). Hoparlörünü söker (gene ayıp kelimeler). Boğarım seni lan burada! (Bir küfür daha ederek sert ve seri adımlarla uzaklaşır.)
Hoca- …

Namazı bitirmiştim (Böyle dedim ama aşikar ki kaza namazı da kazaya kalmıştı. Sahi, kazanın kazası olur mu!?)… Yerimden kalkamadım. Suçlu gibi hissettim. Bütün olanların faili bendim sanki. Garip bir duygu… Naçar, Allah affetsin, dua ediyormuş gibi yapıp birkaç saniye daha oturdum…

Adam nasıldı; yüzü, boyu posu ne tipte, biçimde biriydi? Aynı şekilde hocanın nasıl bir heyeti mecmuası vardı? Adam, son konuşmasında hocanın boynunu sıkmış mıydı (Gerçi bir ‘gık’ sesi duydum ama emin değilim.)? O sırada hocanın hali, duruşu, bakışı nasıldı?..

Yavaş yavaş, tekellümden habersiz ve uhrevi alemdeymişim tavrı ile kalkıp yürüdüm. Yan gözle minberin diğer tarafına baktım. Hoca korkudan bayılmış olabilir miydi!? Hayır, yoktu, gitmişti… Adımlarımı hızlandırıp camiden çıktım. Adamı görebilir miyim, diye avluya göz attım. O da çoktan gitmişti... İhtimal bir daha hiç görmeyeceğim iki adam, artık sadece sesleriyle, yukarıdaki diyaloglarıyla hafızamda kalacak.

İmam; belki ‘zamane’ siyasi-imamıydı, belki tecrübesizdi; acılı bir insanın psikolojisini anlamıyordu, ‘alttan almıyordu’, dinin teselli edici rolünü kullanmıyordu…

Adam, belki namaz da kılmıştı, imama acısını ve öfkesini anlatarak ondan ´imanını kurtaracak´ teselli ve özür mü beklemişti; yoksa sözlerini gelmeden planlamış, arkada, namazın bitmesini mi beklemişti?.. Çözemedim.

O günün gecesi o kızı düşündüm; mağazaya girişini, kazak beğenişini, heyecanını, sevgisini, babasını arayışını, kazayı… Bazı sözlerin tesiri söylendiği anda kalır, unutulur; bazıları hayat boyu hafızadan çıkmaz; kimileri de sonradan anımsanıp etkisini gösterir, ilanihaye unutulmaz. Babasının “12 yaşındaydı” dediği sözü ve sesi hiç aklımdan çıkmıyor; bu satırları yazarken, dağı-taşı inleten hoparlörlü ezan gibi (ama gazapla değil melalle) kulağımda yankılanıyor… Her ezan okunduğunda küçük kız, beynimde, fonda babasının o sözü ve sesinin duyulduğu bir film karesi gibi şekilleniyor, ve…
 
 

Bu yazının tüm hakları ve sorumluluğu Şenol Erten üzerindedir.
Bu yazının ilgili yazara ait olmadığını, yazının içeriğinde şahsınıza veya toplumun genel ahlak değerlerine bir hakaret olduğunu, içeriğinde açıkça yazılmış müstehcen ifadeler veya edebi yazılarda olmaması gereken ağır küfürler bulunduğunu düşünüyorsanız, ilgili yazıyı ve yazarı site yönetimine bildirebilirsiniz.
Yazıların içeriğinden www.edebiyatdunyasi.com ve Ada İnternet Yayıncılığı ve Reklamcılık Şti. yetkilileri sorumlu tutulamaz.
 
Tüm yazıları

1

 
1 .  İbrahim Değerli
2 .  Mehmet Akb
3 .  Serhat ÖZER
4 .  Abdulvahap UNCU
5 .  Ali Demiral


 
1 .  DeryaDerviş
2 .  İbrahim Değerli
3 .  Gülüm Çamlısoy
4 .  Berat Uyanık
5 .  Elnur Əliyev


 
1 .  Ahmet Duman
2 .  Tunahan çelik
3 .  erhan
4 .  Canay Gümüşlü Safi
5 .  Ömer Faruk Hüsmüllü

 

     


Basında sitemiz | Bize ulaşın | Reklam

Sözleşmeler Gizlilik ve Kullanım Sözleşmesi | Tüketici Hakları, Üyelik, Güvenlik ve Teminatlar

Tüm hakları saklıdır 2017 © Edebiyat Dünyası

Edebiyatdunyasi.com'a eklenen yazılar ve görseller 5846 Sayılı FiKiR VE SANAT ESERLERi KANUNU'na göre korunmaktadır. Sitenin özgün içeriği 5187 Sayılı Basın Kanunu'na göre kaynak belirtilmeden başka yayın organlarında kullanılamaz. Kaynak belirtmek ve ilgili sayfaya link vermek koşuluyla sitenin tüm özgün içeriği başka yayın organlarında özgürce kullanılabilir.