Giriş |  Kayıt
"Bir ulusun büyüklüğü, nüfusun çokluğu ile değil, akıllı ve erdemli kişilerin sayısıyla ölçülür."
VİCTOR HUGO
 
 
 

Yazar ismi :  Bayram Kaya (Yazarın ana sayfası için tıklayın)

Sen de Bayram Kaya isimli yazara destek olmak istiyorsan, yıldızlı oylama ile oylamaya katılabilir, 1 ile 10 arası puanlama yapabilirsin.


 
      Hasretim Köyüme Destan 1 ve 2  
Hasretim [Köyüme Destan] 1

Memleketim
Dağlarım
Bağlarım
Hani benim dem sürdüğüm çağlarım
Günceleri sürüşle
Yaslarım kendimi Çat’a da seyirle
İçim senle kemal, şuhudla ağlarım.

Hep ekmek verenim oldu
Aşla, kaşla, taşla
Doymaz yanım doydu da
Aç yanım size sızlar...
Bir türkümü
Bir hasretliğim söylerim.

Dört bir yanın dağ
Yansa yıkılsa
Irasa, yakınsasa da ferağ
Kasvet bağlamaz
Irganırken Gökbel’de havalar
Harmanbel’de göğününken ekin
Meryem Dere’si ıslıklarla çağ

Dört bir yanın dağ
Sivri’de geven yakımlarıyla
Dumanın tüterken
Çoban ateşleriyle Çatalbük
Sualan, Pancar Tarla, Harım’ınla bağ
Hey derken Dağ Tarla, Seyfe, Badılı, Horla
Seni anarım da yanarım bir korla.

Erik Kaya’da çıkınca
Görünür Sabire Bacım
Desem acım
Bilmem sahi bilmem tevatür
Cebinde yumurta gezer
Kara gözüne kurbanım der

Tek iltifattır bu, can sezer
Beş ondan güdülen kuzuyla
Mezarın Gediği’nde görünsem
Halil Emmim bağırsa
Hacı Halil Emmim duymakta ağırsa
Rıza Emmim terlemişse katır başında
Fadime Bacım testi elinde bayırda
Ellerini beline abana abana çağırsa:
“Lan gâvurun dölü...
Sığmadın mı yazıya yabana!”
Şenlik tutar seyri âlem, kokmazdı tuzuyla

Yine de öperdik eli
Hiç olmazdık pek pek papaz, deli
Yine göründü Miyase’nin keli
Atı çatlatsa da seferdedir seviseli

Çalışmanın erbabıydı Iskan Emmim
Dokunaklı olurdu türküsü
Söyleyişi olsa da çata pata
Zor günler için yapardı asıvata

Elinden dilinden gelmezle zarar
Yaptığı adamlıklarla bir karar
Büyükle büyük, küçükle küçüktü
Nuru Emmim lakapçı denişle Ökkeş
Aslan gibiydi, övüngen ve pek keş

Seninle ağlar, kubarmasıyla dağlar
Hasan Emmim Almanya’dan sonra çağlar
Bir yol açar, bir sözün, bir de yolun bağlar
Yine de çok hatırnaz, söze selamını bağlar

Şaştı mı "Oğlum Allah, Allah" derdi
Hacı İrbaam Emmim
Murat tutar, Toprklığ’ın toprağı ile
Nice umutlarını belerdi.
Hızlı bir Millet Partili oy severdi
Radyoyu dinler, anlamazda boy severdi

Görünür her yoklarıyla yörem
Yaşam dururum gibi siluet sanem
Sevecen bir ılıklıktı anneannem
Kendisi de yetim gün doldurmuştu
Endamca Abışın Mehmet’ti dedem

Harım’a bir iki tavuk atlasa
Hasibe Dezemin gözü patlasa
Mamık Dayım, beyaz yüzle kireç
Öfkeden dili dolaşıp, kızgınlıktan olur kekeç

Memmed Emmim bir güzel teklese
Sinkafı dilinin ucuna eklese
Esme Bacım, köyü dolaşacak ya
Herif gidecek diye beklese

xxx

Getirirdi suyu suvatı
Gittiği yerde unuturdu bile avradı
Zarın zarındı; bir deri bir boyun
Varlığı düğünde oyun, güdülenle on koyun

Köyün kıtlığını yaşardı
Şaşkınlığına "bereket yılı olacak" derle
Öküze imbalı verip, tarlayı sürüp sürüp
Yorgunluk çayı derdi içerken, hürrüp hürrüp
Arkasını temizlerdi avrat, köşe bucağı süpürüp süpürüp
Berbat ederle temizi, "kem talihim" deri, köpürüp köpürüp

xxx

Yol dolanır köy içine akar
Safiye Bacım tatlı şehla bakar
Gamzeleri yüze takar
Hele İbraam Emmimin sessizliği
Islığıyla âlemi yakar.

Haneyi efrattan değilsem
Çocukluk bu kazan dibinde artmış
Gül cacığını çala kaşık yemeğe eğilsem
Safiye Bacım tellal etmiş ben duymaz değilsem

Nazik Bacım dertli yanık
Konuşurken uğunur, saf kanık
Mıstey Emmim görmez ama
Nuh nebiden, en güncele tanık

Abış Memmed Emmim yürüse
Endamını haşmetle sürüse
Haçça Bacım başını bürüse
Köyden yana görse bir nobran
Girer çıkar sokur sokurla sokran
Nahırları kaparken, ekin firikse
Göö gözleri, akılda dumanlanıp
İncileri, zarafet görünür, sözüne birikse

Şakacı İsmeyil Emmim tüccardan çerçi
İrebiye Bacım çok zariftir gerçi
Bazen hatırı yatar, satırı batar
İrebiye Bacımlan, süt, yoğurt satar

Badik Kız üzümü helkeyle alır eline
Bağ çubuğundan şeleği sarmış beline
Hacı Emmimle şaşkın geline
Baka kalırlar eline, diline

Hasar’ın Fadime kimi dem tatlı savak
Hacı Ahmet Emmimle dikmişler kavak
Bekleşirlerdi şehit olmasa
Oğul büyüyecek, açacaklar duvak

Dalaşmaz, yanaşmaz Şevket Emmim
Perdane Bacımla, gülüşe sürse
Kemal’e yumurtalı dürümü dürse
Pek hazzetmez, görüşle bulanır
Garip kalır yanındaki
Başı eğik, göz hakkıyla ağzı sulanır

Gözleri dolgunca Hacı Hüseyin Emmim
Ne zaman görse yetimim der saç okşardı
Daha demindi, buğulanmıştı göz zemin
Birine kızdı mı sinkafını (küfürcünü) demez
Sanki suçlu gibi, baş eğer giderdi yemin

Bu hanı iştahayı süreri demin içinde
Ne zaman büyüdük ki, el yazısına
Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz
Görünmezdi, görünür oldu Fatma seçinde
Göğünük öz idi, sarı başak oldu geçimde

Papatya gözler inci inci oldu mu?
Muhtaçlıktır, bakışlarınızın anı olması içime doldu mu?

Olukta testisini dolarken söyleyin faniye
Bir gören olmasın diye şaşkındı, Saniye
Çekinir gözle aranıp, ıslak elle saçını taranıp
Şöyle bir beliğini omuz gerisine atışa mı ola?
O şuh gülüşlüyü, Halil Emmime sorsa
Hala Kara Halil Emmimin gönlünü yakar korsa

Geçmişinin bir anı, bir ömre bedel
Nuru Emmimle belliydi kaderi hasbel

Gözleri sürme, eli boğum boğum kına dürme
Yürüyüşü nazan nazan
Bağlara gazeli döktürse de, hazan
Yoktu böyle, dilberliği özen ile sürdürme
Sesi ile neşe, gelişiyle belli ki Selimin Ayşe

Ayrı düşer
Ayrı kuşar

Tabak tabak verirdi, pişirirken hedik
Sık sık gelindi mi, derdi sanki ösedik
Havayı koklardı gözünde tüttü mü Geycek
Zalim olur da göstermezdi ki sılayı Gedik
Daha pek çok vardı gözleriyle diyecek
Bir yanı acı, bir yanı sızı; diz döverdi Heyvanın Kızı

Ne hazandı, ne de yaşamı kazan
Kahır oflayıp, derdini ketum yazan

Sesi çıkmaz, gönülleri yıkmazıyla
Ama üfelediğindendi, ama başka
Hiç dinmezdi gözünde morluk ile yaşı
Kıskanılır mı, ıskalanır mıydı bilmem!
Bibisi Haçça’ya; "zehir" derdi içtiği aşı
Kul, kurbandı; çocuklarıyla sevinç bulurdu genç yaşı
Bakar iken hayali resme, Kömüşün Esme

Tarihler çok yazmıştı böyle bir emsal
Belki elindelikleydi bu, bir abideyi timsal

Neyden bildi, neye amildi?
Çanakkale de dönmeyen Kamil’di
Selaları bile duyulmazından oluklar
Köyünü de okutur sülbünden
Neye rahmet, neye zahmet
Yaşadı mı, öldü mü? Hiç bilinmez
Anşalının Koca Mehmet

Atarı olmadıkça, içinde gelmezdi herhalde
Kaderi yapmıştı yazaar
Ne taş idi, ne de taştan kesme
Sevecendiğini bilmez olduğumdu, Abışın Esme
On bir yılla çocuğum gelmiş, gidecek diye
Bir kez olsun
Hiç tatmadım karşılamaya, uğurlamaya gelme gitmesini
Gördüğümdü hep; Köpekli kaderine olan bir restleşme


Bahar hazan olsa, güz çiçek açtırmaz
Ehliydi o, kavli karadan hiç kaçtırmaz

Özü de bir, sözü de bir
Derin düşünür gönlü ile gözü de bir
Sözler şiirle anlam bulurdu Hocanın Aptulla da
Küçüğe sığmaz, yeriyle kebir
Bir silkinişle kalkış yaptırdı mı entariye
Alimallah bastığı yeri titretirdi Fettah’ın Nariye

Hissetmesen de bir menekşe, hoyrat kılınsa
Var mı, yok mu? Esrarengizlikteki bir ses uf der

Yine ikiden biridir
Ne bildim bizim köylü
Ne bildim bizim köyden değildi
Bir karşılaşma yaptığında hep saygı ile eğildi
Telaşıyla gözlerden ıramaya verirdi hızı
Adı Ayşe ve lakin bilinişle; Kozurun Kızı

ufak bir demi hayal
Ne ki bulunmuşu İclal

İçimle kalacaktı dışımla seza
Bir ben ile bendi keza
Bazen özel, bazen tüzel
Bağırın dökmüşse... çağırın gazel
Bir dev ile uyanırken Hazel
Sesiz lige söylerim şarkı
Anlarım, anlatırım ki
Sessizliktir benim sesim

Her kundak
Bir hayal ile büyür yangın

Yalandandı gezmelerim
Essah değildi tozmalarım
Bir sehere uyanmışım ki
Boş vermiş dünyayı
Arkadaş dediğini bile
Bir anı hayal ile yozardım
Çalık Tepeye kuzu toplarken
Masum yüreğim ben gibi hoplarken
Ne görülen ıssızlık ne söyleşim mamur
Ve lakin o an çözülürdü kasavet
Küçük bir gök gözdü içim, ılık mahmur

Beklemez ki kopsun, kızılca kıyamet
Bundandır ki;
Ne ehlindendi ne de sahipliğindeydi zeamet
Ol demi, ol dem üzerine sormazlarsa vahamet

Söyleyemediklerim var daha
Anı için çok çok mümbit bir saha
Olurlar bir gamlanma uğrağım,
Bir de sevince durağımdırlar; kâha

İbiştendir, ibişlikten bilir
Hoş tutarla, hoş tutukla safram
Der bunları Koca Mehmedin Bayram
Bir yanı düşünür hayran, bir yanı gülüşür bayram
Sanmayın ki bunları bildi bilelidir
Ne düzen tutmazla feraset ne düzenedir kayram

Memleketim
Dağlarım
Bağlarım
Soykadan mı kaldınız ne
Hem söyler hem çağlarım
Kör kütük koydunuz beni
Hani nerde Sabire Bacım,
Hacı Hüseyin Emmim, göğünür ağlarım?

15.10.2009

Ferağ: sahiplik hakkını başkasına devredip, tapu ilişkisini kesmek.
Sanem: güzel kadın kılığına giren Şeytana verilen isim.
Kasvet: Birden bire beliriveren iç çökkünlüğü.
Şuhut: Zamana tanıklık, ... dan beri içinde olmakla tanıklık etmek, gözlemde bulunup şahidi olmak.
Bulanır: Hoşlanmaz, razılık göstermez, hazzetmez
Yazaar: Açık açık. Belli ki. Zahar/ zahir
İrebiye bacım: Rabiya bacım
Mıstey emmim: Mustafa emmim
Memmed emmim: Mehmet emmim
İbraam emmim: İbrahim emmim
Haçça bacım: hatice Bacım
Göö göz : gök gözlü
Iskan Emmim: İhsan Emmim
Nuru Emmim: Nuri Emmim
Asıvata: Alıp satma, alış veriş
Kubarmak: Fiyaka satma, şişinme, övünme davranışları, kibir, gurur yapmak
Hedik: kaynatılmış buğday
Ösemek: Özlem duymak, istek duymak
Gedik: Köyümdeki bir yer adı. İki dağ arasında, bu iki dağa göre daha alçakta kalan yükseklikteki geçit olup, üzerinde aşılabilen yer.
Alimallah (Âlim Allah): her şeyin doğrusunu bilen Allah anlamındaysa da, buradaki anlamı; inan ki doğru söylüyorum anlamınadır.
Zeamet: Yıllık geliri yirmi binle yüz bin akçe olan işlenen toprak zeamet toprağıdır. Bu toprakta devletin aldığı vergiye de zeamet (vergisi) denir.
İbiş: Orta oyunundaki uşak tipi. Aptal, şapşal.
Hürrüplemek: Çok sıcak çayı höpürdete höpürdete sesli şekilde içe çekerek içmek
Göğünmek: için için ağlamak, içten içe ağlamak, içten içe yanmak
Elindelik: Kendi karalarını kendi verip akışı yönetme gücü. İstencini istendiği biçimde belirtebilme gücü, insanın dilediğini seçme erki, insanın seçme ve yapabilme gücü.

Şair şiirin son bentlerine doğru zaman da eylemsellik yığılmasını önlemek için araya teneffüs düşünme olan bağlaç küme deyişlerini kaynaştırmıştır. Aslında Köyünün destanı olan seslenişle bu çalışma şimdi (2016) tüm haliyle yayınlanmıştır.


 
 

Bu yazının tüm hakları ve sorumluluğu Bayram Kaya üzerindedir.
Bu yazının ilgili yazara ait olmadığını, yazının içeriğinde şahsınıza veya toplumun genel ahlak değerlerine bir hakaret olduğunu, içeriğinde açıkça yazılmış müstehcen ifadeler veya edebi yazılarda olmaması gereken ağır küfürler bulunduğunu düşünüyorsanız, ilgili yazıyı ve yazarı site yönetimine bildirebilirsiniz.
Yazıların içeriğinden www.edebiyatdunyasi.com ve Ada İnternet Yayıncılığı ve Reklamcılık Şti. yetkilileri sorumlu tutulamaz.
 
Tüm yazıları

1234SonrakiSon

 
1 .  İbrahim Değerli
2 .  Mehmet Akb
3 .  Serhat ÖZER
4 .  Abdulvahap UNCU
5 .  Ali Demiral


 
1 .  DeryaDerviş
2 .  İbrahim Değerli
3 .  Gülüm Çamlısoy
4 .  Berat Uyanık
5 .  Elnur Əliyev


 
1 .  Ahmet Duman
2 .  Tunahan çelik
3 .  erhan
4 .  Canay Gümüşlü Safi
5 .  Ömer Faruk Hüsmüllü

 

     


Basında sitemiz | Bize ulaşın | Reklam

Sözleşmeler Gizlilik ve Kullanım Sözleşmesi | Tüketici Hakları, Üyelik, Güvenlik ve Teminatlar

Tüm hakları saklıdır 2017 © Edebiyat Dünyası

Edebiyatdunyasi.com'a eklenen yazılar ve görseller 5846 Sayılı FiKiR VE SANAT ESERLERi KANUNU'na göre korunmaktadır. Sitenin özgün içeriği 5187 Sayılı Basın Kanunu'na göre kaynak belirtilmeden başka yayın organlarında kullanılamaz. Kaynak belirtmek ve ilgili sayfaya link vermek koşuluyla sitenin tüm özgün içeriği başka yayın organlarında özgürce kullanılabilir.