Giriş |  Kayıt
"Okumak; haz duymaya, zihnimizi beslemeye, yeteneklerimizi artırmaya yarar."
BACON
 
 
 

Yazar ismi :  Bayram Kaya (Yazarın ana sayfası için tıklayın)

Sen de Bayram Kaya isimli yazara destek olmak istiyorsan, yıldızlı oylama ile oylamaya katılabilir, 1 ile 10 arası puanlama yapabilirsin.


 
      Anlamak Gerek 60  
60
Kurban eti yiyen gruplar, kurban veren grubun canıyla kanıyla ruhuyla doluyordu. Karşı grubun canı kanı; kurban etini yiyen gruba geçiyordu. Böylece gruplar can kan kardeşi oluyordular. Ritüelin esası buydu.

Bu tutum ön ittifakın sosyal mantığıydı. Bu mantık totem mantığıydı. Ön ittifakın içine sokulan sosyal mantıklı bu ritüeldi. Bu ritüel ittifak içine sokulan bir totem hukuku olmakla ittifakta da totemi kardeşlik yürürdeydi.

Tanımlar ilk kes bu ittifaklarla söylenecekti. Aşağıya kara-yer denecekti. Yukarıya gök yer denecekti. Kara olan yer Sineer Bölgesiydi. Gök yer de Akad yurduydu. İlk ittifaklar gökteki gök yerlilerle, kara yerdeki karabaşlar arasındaydı. Yani çoban grup gökle, tarımcı grup yer arasındaydı.

Yer ve gök ehli buluşuyordu. Yer ve gök üreten güç iradesi olmanın ittifakı anlamıyla birbirini tanıyıp biliyordu. Böylece totem mantıklı tanımsız oluş üreten meslek ittifaklarıyla tanımlı hale geliyordu. Yer gökten ayrılıyordu.

İzole totem grup, ayırt ediciliği; sadece uyruklukla değil totem ürünleri üzerinde de ayırt edici olarak sürüyordu. Her yerde farklı farklı olmakla birlikte kimi yerde bir grup diğer grubun totem ürününe dokunmuyordu. Yemiyordu. Totem dönem dışlayıcılığı nedenle bir totem grubun ürettiği totem ürün, diğer gruplara yasaktı.

Ve ittifaklarla ilk kes gökten (Eden cennetinden) gelen Adam meşruiyet ile Sümer’in yasak buğdayını yiyordu. Ve gökte (cennette, Adın’da) gelen Adam Sümer’in kadınına meşruiyetle dokunarak ilk kez yere ait bir kadın olan Eva’yı, Adam bildi. Köleci mantığa göre Eva Adamı kandırmıştı.

Yine Aynı şekilde yerin adamı Dumuzi göğün ineği olan kadın İnanna’yı bildi. Önceleri yasak olan ineğin etine meşruiyetle sinekler gibi üşüştüler. Tabii ki Eva, Adamı; İnanna da Dumuzi’yi (İzumud’u) bildi.

İşte totem dışlayıcılığı böylesi bir üreten meslek tanımlı girişmeler içinde tanınmanın tanışmanın meşruiyeti oluşla hafızalara kazınan; yerle göğün birbirinde ayrılma ritüel seremonisi olan aşamayla ortaya konuyordu. Gök yerliler çoban ehliydi. Kara yerliler tarım ehliydi. Yani yerdekiler o günkü söylem ile tohumu toprakla örtme, gizleme işi yapan kafirlerdi.

Bu törenler yerin gökten ayrıldığı yaratılış törenlerdi. Birbirlerini üreten meslekler takasıyla tanımaydı. Birbirini dokunuma temas içinde bilmeydi. Bu törenler ilahların gökten yere indiği, ilahların yerden göğe çıktığı ilk yaradılış törenleriydi.

İlk yaratılış törenleri ittifak için ittifakın dışında tanışma bilme temas etme dokunma meşruiyeti kazanılan bir yaratmaydı. İlk yaratılış yukarı yerden (yasak bölgeden) aşağıya (yasak yere) inme, aşağıdan yukarı çıkmaydı. İlk yaradılış yerin, göğün oğlan ve kızlarının tanışma, yaratılışıydı. Bu tanıma ve tanınma çok önemliydi.

Artık yerin kızları ve yerin oğlanları kendi aralarında değil, göğün kızları ve oğlanlarıyla birbirine dokunacaklardı. Bu tanınma ve bu bilme işi kişinin totem kardeşini, ilanen kardeşi olanlardan ayırmayı bilme işiydi.

Ve bu yaradılış her şeye bir isim vererek her şeyi isimle bilme her şeyi adıyla çağırma; adıyla belli etme işiydi. İlkin gök yerli-kara yerli diye ayrışıp, sınıflama tasnifi yaratıldı.

İkinci yaratılış törenleri ittifak içindeydi. Gök ehlilerle (gök ilahlarıyla) kara ehli olan ilahların oğlan ve kızlarından doğan meleze İNSAN denmesinin ad verme seremonili yaratılış ritüeliydi.

Bu yaratılış ritüeli ittifak eden ilahlar kurulu kararlarıydı. Bu Elest meclis ahdiydi. İnsan yer ve gök ilahlarının temasından doğan melezlerdi. İnsan ilahın mirasçısıydı. İnsan ilahın görünüşünden bir görünüş. İnsan yer ve gök ilahlarının suretinden bir suretti. İlahlar insanı ruhundan üfürmüştü.

Totem meslekli grupların nesnel girişmesi, üretici dokunun mütekabiliyet esasına göre ürün takas edici yükümleri ortaya koyabilecek olan gel git hareketleriydi. Sosyal temasın, sosyal dildeki ritüel mana karşılığı ilanen kardeşleşmeydi.

Kardeş olmanın geçiş ritüeli de kurban sunu, törenleriydi. Ya da kazan kaynatılan yiyecek şöleniydi. Şölen ittifaka katılan grup sayısı kadar gün süren yaratılış destanıydı. Bu yaratılış yoktan var olma hiç değildi. Böyle bir anlam bilinmiyor, ifade edilmiyordu.

Bu yaratılış ilk kes gruplar arası iletime için gruplar arası ortak dil ile isim vermenin uzlaşmasıydı. Yeri gökten; göğü yerden totem ürünüyle, totem yiyeceği ile totem giyeceği ile ve totem kültürüyle ayırma, bilme, tanıma, tanışma, dokunup temas ederek yüzyılların totem düşüncesini yıkmanın yaratılışıydı.

Şölen ritüeli boyunca her gün bir gruptan bir kişi kurban edilirdi. Bu tür kurban sunusu kendisinden önceki tarihte görülen diğer iki tür kurban sunusundan ayrılır.

Bundan önceki kurban sunusu ölü yiyeceği verme ve yamyamlara karşı canını kurtarmanın kurban takdimiydi. Oysa bu sungu yaratılışın, ittifakın, ahidin, ilanen kardeş olmanın, giderek uygarlığı ve insanı yaratmanın kurban sunusu olacaktı.

Ön ittifaklar zamanında yeryüzünde insan yoktu. O zamanlar yeryüzünde barbar hemcinsler ile giderek insanı yaratacak bir totem mesleğine sahip olmakla üreten hemcinsten, ilahlar vardı.

İlk ittifaklar ilk kezdi. Ve ilk ittifaklar bir yaratılış seremonisiydi. İttifaklar birçok yaratılış öyküsü içeriyordu. Bu öykülerin her biri kutsal yaratılış ritüeliydi. Ritüel sembolik anlatımlı figürleriyle ve yaratılışa ait geçmişi aktarmanın depo hafızası olacaktı.

Ön ittifak içinde yapılan kardeş olma ritüeli seremoni de ilahların kurban edildiği kurban sunuları vardı. Bu tür kurban sunuları tarihteki üçüncü tür kurban sunu tipiydi. İttifak; ilahi bir grubun, diğer bir ilah gruba ya da ilah gruplara yaratılışçı ahitle, sosyal mantık içinde olan bir bağlamın ritüel sunularıydı.

Diğer gruplar da hem kurban vermişti. Hem kurban verecek olan gruplara kendi ilahlarını sunacaklardı. İlahi bir gruptan olan kişinin kendisi ilahtı. Yani totemi söylem ile biri hepsi (ilah) olan kişiydiler. İlahı, karşı gruptan ilahlara takdim ediyorlardı. İlahı-ilaha eşleyişle, insanı insana takdimeydi.

İlk ittifak ve ilk yaradılış seremonisi adına yapılan üçüncü tür sunular da grubun kendisinden, karşı gruba; yani karşı ilahlara, bu taraf ilahlardan kurban takdim etme işiydi. Ritüel çok şiddetli travmalar içinde geçiyordu. Gök, yer gruplu girişmeler, ön ittifakın, yaradılışın totem döneme kıyasla sosyal mantık içindeki girişmenin ifadesi bir tufan bir kıyamet söylemli ritüellerdi. Ritüeller totem grupların birbirine uyumlaşış ikna yöntemiydi.

Köleci sistem unutulan geçmişteki kolektif hafıza kayıtlı bu aktarımları ön ittifaklardan ve kolektif yapılardan alacaktı. İlahtan ilaha olan, karşılıklarla olan kurban ritüelleri; köleci yapının özüne uygun söylemlerle yeniden ve dördüncü kes ele alınacaktı.

Hemcinslerimizin haz veren duygulara yaklaşıcı. Elem veren duygularda da kaçınıcı groteski anlamaları vardı. Bu tür groteski anlamalar kolektif süreçli, kolektif birim zamanlı yapı içinde, artık av ve artan bir yiyecek toplama süreci içinde kısa süreliğine besin biriktirmeye dönüşmüştü.

Besin birikimine dönüşen karşılanma artık zaman demekti. Artık zaman sonrası içinde ortaya konan, kolektif emek nedenle, hemcinsler doğa güçlerini bu kolektif emek ile taltif etmiş olmalılar. Bu ancak artık bir kolektif emekle olası durumdur. Ve bu tarihte ilk kes yapılan kolektif emek (kurban) sunusuydu.

İkinci kurban sunusu yine kolektif bir emekti. Ama bu kes avcı toplayıcı kolektif emek değil, üreten bir kolektif emek sunusuydu. Üreten emek kendi düşmanı ve kendi yamyamı olan hemcinslerine kolektif emek sunusu yapıyordu.

Bu sunu ile üreten hemcinsler hem ölülerinin yenmesini önlüyordular. Hem de kendi canlarını kurtarıyorlardı. Bu kolektif emek sunuları üreten grup ilahlarından, barbar ve yamyam hemcinslereydi.

Üçüncü tür kolektif emek sunusu olan kurban hem üretilen totem ürün sunusuydu. Hem ilahların ilahlara, ilah kardeşliği sunusuydu. Bu nedenle tüm ilahlar hem kardeştiler hem de ilahlar melezlere de ana babaydılar. Dördüncü durumla kurban söylemi köleci sistemin köleci sisteme göre anlatısıydı.

Kurban söylemi köleci sistemin özüne uygun uyduruk sömürü mantığıydı. Fakirler, unutulmasın; fakirler de et yesin, zengin yoksulun halinden anlasın gibi uyduruk illüzyonlu söylemlerin köleci anlayışlı kendi kurban hikayelerine dönüşeceklerdi.

Bu kurban tip kolektif emekle yapılmıyordu. Yapay gerçekler üzerine uyarlanan bir anlayıştı. Bu ritüel kişilerin zengin fakir olması üzerine; ezmeyi ezilmeyi ön gören ön kabuldü. özelleştirme içinde meşruiyet siz olmasıyla efendinin kendini; fakirlik yoksulluk üzerinde meşru etmesiydi.

Bu kurban sunusu, kolektif ritüel oluştan çıktığı için kolektif emeği iç eden kişisi sahiplik içinde yapılan bir kurban edimiydi. Bu kurban riti biçimciydi. Amon-Ra içindi. Malı mülkü olmayan kurban sunamazdı. Elohim dulları yoksulları gözettiği için kurban istemiyordu. Ama konumuz bunlar değil.
 
 

Bu yazının tüm hakları ve sorumluluğu Bayram Kaya üzerindedir.
Bu yazının ilgili yazara ait olmadığını, yazının içeriğinde şahsınıza veya toplumun genel ahlak değerlerine bir hakaret olduğunu, içeriğinde açıkça yazılmış müstehcen ifadeler veya edebi yazılarda olmaması gereken ağır küfürler bulunduğunu düşünüyorsanız, ilgili yazıyı ve yazarı site yönetimine bildirebilirsiniz.
Yazıların içeriğinden www.edebiyatdunyasi.com ve Ada İnternet Yayıncılığı ve Reklamcılık Şti. yetkilileri sorumlu tutulamaz.
 
Tüm yazıları

1234SonrakiSon

 
1 .  İbrahim Değerli
2 .  Mehmet Akb
3 .  Serhat ÖZER
4 .  Abdulvahap UNCU
5 .  Ali Demiral


 
1 .  DeryaDerviş
2 .  İbrahim Değerli
3 .  Gülüm Çamlısoy
4 .  Berat Uyanık
5 .  Elnur Əliyev


 
1 .  Ahmet Duman
2 .  Tunahan çelik
3 .  erhan
4 .  Canay Gümüşlü Safi
5 .  Ömer Faruk Hüsmüllü

 

     


Basında sitemiz | Bize ulaşın | Reklam

Sözleşmeler Gizlilik ve Kullanım Sözleşmesi | Tüketici Hakları, Üyelik, Güvenlik ve Teminatlar

Tüm hakları saklıdır 2017 © Edebiyat Dünyası

Edebiyatdunyasi.com'a eklenen yazılar ve görseller 5846 Sayılı FiKiR VE SANAT ESERLERi KANUNU'na göre korunmaktadır. Sitenin özgün içeriği 5187 Sayılı Basın Kanunu'na göre kaynak belirtilmeden başka yayın organlarında kullanılamaz. Kaynak belirtmek ve ilgili sayfaya link vermek koşuluyla sitenin tüm özgün içeriği başka yayın organlarında özgürce kullanılabilir.