Giriş |  Kayıt
"Bir kişiye yapılmış haksızlık, bütün topluma yöneltilmiş bir tehdittir. "
MONTESQUİEU
 
 
 

Yazar ismi :  Bayram Kaya (Yazarın ana sayfası için tıklayın)

Sen de Bayram Kaya isimli yazara destek olmak istiyorsan, yıldızlı oylama ile oylamaya katılabilir, 1 ile 10 arası puanlama yapabilirsin.


 
      Anlamak Gerek 17-18  
Kolektif yapı içindeki kişiler birbirine göre olan organizeni tutum içinde olmasıyla herkes yeteneğine göre, herkes ihtiyacına göre üretir. Yapı içindeki herkes üretim tüketim yaşantısını oluşturma paydaşlığının en asgari ve en azami kullanım düzeyi çeşitliliği içindedir.

En asgari yaşamı kişinin kaygılardan uzak bir tutumla yaşayacak düzey de olmasıdır. Kişinin en azami yaşam düzeyi 24 saatlik duruma sınırlıdır. Kolektif yapının zorunlu ve öngörülebilir bir ortak akıl ürünü depo enerjisi bunun istisnasıdır.

Depo enerji istisnası nedenle 24 saatle sınırlanmayan birikme, kişilerin göz koyacakları hile ve tuzakların esasını oluşur. Herkesin dikkati kolektif depo enerjiyi oluşturacak olan fedakârlığa, özgeciliğe yönelmenin erdemi doğruluğu, iyilik tutumu olur. Depo enerji bu tür erdem sel ve zorunlu gayretlerle birikir.

Biriken depo enerji; bencil ve kişisi gizli niyetler içinde eğriliği, kötülüğü, gözeten iştahın kabarması olur. Herkesin erdemi gözettiği ortam içinde kolektif başarı, erdemsizliği erdem gibi söyleyen kişiler üzerinde biriken kullanım ve tüketimin sahipliği olurlar.

Böylece biriken kullanım ve tüketimlerimiz olan kolektif zenginliklerin, kolektif zenginlik olmaları yerine; kolektif zenginlikler erdeme, dürüstlüğe kaybettirilmesi ile kolektif depo enerji, kişi zenginliklerin depo enerjisi olurlar.

Depo enerji kolektif etkilidir. Her depo enerjinin kolektif etkisi, kişisi iyeni kişi sahiplikler uhdesindeki bir birikme olmakla biriken depo enerji kişisi tamahlı bir güç etkisi ile geri bağlanım yasasına dönüşür. Bu da şu deme olacaktı. Kolektif birikimli kolektif depolu enerjini çevrimlerden kaynaklı egemence otoriterlik muktedirliği olan güç; kişilere verecek demektir.

Kolektif yapı tür üzerindeki farklılığı, çeşitliliği birleştirip kolektif yeteneğe dönüşen sentezdi. Çeşitlilik bir alana özgü ve bir kişi üzerinde tutulu değildi. Biri iyi konuşurken, biri iyi düşünüyor. Biri iyi koşup biri iyi hesap yapmanın çeşitliliğiydi.

Bu çeşitlilik birinin diğerine üstün olmamasının çeşitliliğiydi. Kimin hangi durumla, hangi seçilime kolektif ortam denkliğine dönüşeceğini kolektif yapının ihtiyaç ortamı belirtecekti.

Şunu da unutmayın tıpkı temel referansın kolektif oluştan fazla ve kolektif yapı dışındaki zorunluluklara bağlı olması gibi çeşitliliğin de toplum içinde seçilimle olmayan beliremez olması her zaman mahfuzdur (saklı ve tutuludur). Bu tür saklı ve tutulu potansiyel toplum dışındaki seçilime denk düşecek bir tür sel çeşitlilik olmakla toplum içinde hep elzemdir.

Kolektif yapı olmadan üretecek olan çeşitlilik organze olamıyordu. Kolektif yapı bu kişisi çeşitlilik üzerinde kataliz etmeyi yapan enzim gibi davranıyordu. Organize olan çeşitlilik te kolektif yeteneği belirliyordu.

Neye göre, nasıl olduğu bilinmeyen El tarzlı bir mana anlayışıyla seçilmiş olan kişilerin somut gerçekçi, inşacı çeşitlilikle hiçbir ilişkisi yoktu. Böyle haklı, gerçek, mücbir bir nedenin seçilmişiyle olamayan temelsiz El tarzı takdir; mülkümü dilediğime verdim türü söylemiyle tehditkardı. Öfkeliydi.

El öfkeyle bağırıp küfrediyordu. Kimi kez de müşfik ve merhametle görünen söylemiyle El vaatçiydi. El tarzı seçilmiş çeşitlik üzerinde biriken kolektif muktedirlikler de gerisin geri kolektif başlangıca etki ediyordu. Neden? çünkü üretim somuttu. El takdirinin üzerinde bir zorunluluktu.
18

Halbuki El seçilmiş üstünlere mal mülk ihsanla takdirini yaparken geri etkimeli zorunluluğun kalkmasını da takdir etmeliydi. El ’in birini yapıp birini yapmaması, temel referansla ve zorunlu olmamakla doğa içinde olmayan belirimiyle öznel bağlamla zulümdü.

Böylece kolektif sürecin inşacı, kolektif pozitif polarması bozulur. Bencil tamah, tamahını dile getirdiği El mana anlayışı üzerinde kolektif süreci bozar. Neye göre bozar? 24 saatle sınırlı olan çalışan emeğin, üretim gücü 24 saat içinde tüketilecek olandan çok daha fazla kullanım, tüketim değeri üretiyordu.

İşte bencil tamah, emek gücünün 24 saat içinde tüketilemeyecek kadar depo edilen üretim yapmasına göz dikmişti. Göz diktiği depo enerjiyi türlü hilece yollarla ele geçirmişti. Bozduğu ortam içinde kopardığı kolektif ilişkiler karşısında ele geçirdiği depo enerji ile kendisini idare ediyordu.

Lakin kolektif ilişkileri bozulmuş keşmekeş yapı içinde depo enerjiden yoksun kitleler idare edemiyordu. Depo enerji sahibi olmakla; mülk benim ben mülkümü dilediğime verdim, diyen irade söyleme teslim oluyordu.

Artık yeni sistem yine kolektif zorunlulukla üretim ilişkisi üzerine inşa olmakla birlikte mülk sahibinin keyfi ve sömüren, zulmeden takdirine göre dizayn edilmekle; enfekte edilmişti. Çünkü köleci mülk sahipli özelleştiren sistem kullanımı 24 saatle sınırlı olmayan depo enerjiyi kullanan takdirdi.

Depo enerjinin geri etkimeli kolektif takdirini kullanan kişi, kolektif etkili refahıyla; kişinin ihtiyacına ve kişinin yeteneğine göre verilen olan kolektif gücü kullanan ve tükenen, bu gücün takdirinde bulunan kişiydiler.

Kişinin kendi üretim, tüketim ve ihtiyacına göre paydaşlı olma yetisi kolektif yetiydi. Kolektif yeti kolektif belirlenim olmadan asla ortaya konamazdı. Kolektif yeti, kolektif belirlenim gibi bir nedenle bir kez ortaya kondu zaman da ortaya konan sonuç, girişen entegre süreçler içindeki kişisi mal mülk sahipliği üzerinde inşaca bir neden gibi ortaya konuyordu.

Böylece neden sonuç, sonuç ta neden olmuştu. Hem de öznel kişisi bir neden olmuştu. Oysa kolektif yapı içinde zorunlu olan sonuçlar, köleci yapı içinde El söylemleri içinde tepetaklak ettirilmişti. Kolektif yeti şimdi kişisi sahipliği olan üretim yatırımdı.

Kişi sahipli üretim yatırımlar da bir illüzyonla üreten yapının asıl ve esas nedeni yapılmıştı. Zenginliği fakirliği, zulmü, adaletsizliği, mülkün temeli olan adalet enfeksiyonunu yapacak olan da buydu. Artık kolektiflik değil mal sahipli üretim yatırım her şeydi!

Her yeni ve tekrarlayan çevrimler içinde özelleştirme, ihale, kâr garantisi gibi hilelerle toplum sal güç kişiye aktarılacaktı. Biz de bunu kolektif zimmi algısı içinde mal mülk sahiplerinin refahını ulusal gelirin artırılması olukla alkışlayacaktık.

Yapının kişiye otomobil vermesiyle kişiye verilen otomobil kişinin kendi kapasite, kendi yeti ve kendi çeşitlilik kapasitesi içinde yaptığı otomobil değildi. Kişiye otomobil verilme nedeni bu değildi. Kişinin 24 saatle sınırlı olan emeğinin veya çalışmasının 24 saatle sınırlı olmayan bir üretim tüketim gücü ortaya koymasının refah payıydı.

Ortaya konan bu refah payı 24 saatle sınırlı olmayan bir kullanım ve tüketim gücünün ortaya konmasının toplum enerjisini başka alanlara yöneltmesindeki sırdı. Değilse mülk sahibinin marifeti hiç değildi. Kişinin gerisinde kolektif birimli depo emekle oluşan bir zaman olmadıkça kişinin böyle bir yönelimi de olanaksız olurdu.

İşte kişilere mal mülk diye verilen yatırım gücü kolektif enerjili kolektif depo güçten başka bir şey değildi. Ama bu durum üzeri örtülen gizlenen bir durum olmakla mal sahibinin hamiyeti, halk severliği, insanlığı öne çıkarılan uydurma uyuşturan bir söylem olmakla yatımcılar yaşamı ile sahipliği ile hamiyetli iliğiyle gözümüzde kutsanan bir algıydı.

Halbuki ne insan severlik ne hamiyetle oluş üreten üretim yapan kolektif ilişkiyi ortaya koyan nedendi. Bunlar tümden sömürmeyi ön gören ve sömürü olanı gizleyici uydurmalardı.

Üreten bir kullanım ve tüketim değeri olmakla önüne geçilemeyen alan açmalara neden olan kolektif depo enerjili emek gücü; otomobil olarak, uzaya gitme olaraktan da sınırlanamıyordu.
 
 

Bu yazının tüm hakları ve sorumluluğu Bayram Kaya üzerindedir.
Bu yazının ilgili yazara ait olmadığını, yazının içeriğinde şahsınıza veya toplumun genel ahlak değerlerine bir hakaret olduğunu, içeriğinde açıkça yazılmış müstehcen ifadeler veya edebi yazılarda olmaması gereken ağır küfürler bulunduğunu düşünüyorsanız, ilgili yazıyı ve yazarı site yönetimine bildirebilirsiniz.
Yazıların içeriğinden www.edebiyatdunyasi.com ve Ada İnternet Yayıncılığı ve Reklamcılık Şti. yetkilileri sorumlu tutulamaz.
 
Tüm yazıları

1234SonrakiSon

 
1 .  İbrahim Değerli
2 .  Mehmet Akb
3 .  Serhat ÖZER
4 .  Abdulvahap UNCU
5 .  Ali Demiral


 
1 .  DeryaDerviş
2 .  İbrahim Değerli
3 .  Gülüm Çamlısoy
4 .  Berat Uyanık
5 .  Elnur Əliyev


 
1 .  Ahmet Duman
2 .  Tunahan çelik
3 .  erhan
4 .  Canay Gümüşlü Safi
5 .  Ömer Faruk Hüsmüllü

 

     


Basında sitemiz | Bize ulaşın | Reklam

Sözleşmeler Gizlilik ve Kullanım Sözleşmesi | Tüketici Hakları, Üyelik, Güvenlik ve Teminatlar

Tüm hakları saklıdır 2017 © Edebiyat Dünyası

Edebiyatdunyasi.com'a eklenen yazılar ve görseller 5846 Sayılı FiKiR VE SANAT ESERLERi KANUNU'na göre korunmaktadır. Sitenin özgün içeriği 5187 Sayılı Basın Kanunu'na göre kaynak belirtilmeden başka yayın organlarında kullanılamaz. Kaynak belirtmek ve ilgili sayfaya link vermek koşuluyla sitenin tüm özgün içeriği başka yayın organlarında özgürce kullanılabilir.