Giriş |  Kayıt
"Ayakta ölmek, diz üstü yaşamaktan iyidir."
ROOSEVELT
 
 
 

Yazar ismi :  Bayram Kaya (Yazarın ana sayfası için tıklayın)

Sen de Bayram Kaya isimli yazara destek olmak istiyorsan, yıldızlı oylama ile oylamaya katılabilir, 1 ile 10 arası puanlama yapabilirsin.


 
      Anlamak Gerek 12  
İşte bu durumda kolektif sistemin özünde olan fedakârlıklar doğaya karşı toplam direnci oluşan neden bağlamlı anlama göre, alakasız alakalardı.

Sentez (bileşim) doğanın dinamik özüdür. Moleküler özdür. Parçacıklar örgütlenmeli enerji düzenidir.

Sentezin hayat içindeki yansıma karşılığı moleküler öz üzerine oturan, işlevsen birleşmelerle örgütlenici koloni yel yaşam, simbiyoz yaşam gibi örgütlenici iş bölüşümü veren, zamanı parçalı kılıp dayanışma yardımlaşma ortaya koyucu anlamlandırma söyleyişlerimizdir.

Ortaklaşa simbiyoz yaşamın avcı toplayıcı gruplardaki örgütlenen karşılığı sosyal birlikler komünle yaşam olmanın bir ucu ile zamanı çok daha parçalı birim süre haline getirmekle sosyal kolektif süreçtir. Kolektif birimli sürecin üreten toplum oluş içindeki karşılığı da üretici bir kolektif oluştur.

Fedakârlık örgütlü hayat içinde belirebilen sübjektif-özneye dek öznel bir imaj duygusu olmaktadır. Sosyo toplumsa alan etkisi kişilere bu duyguyu efekt eder. Alan içinin edimsel grup öğretisi olmaktadır. Köleci sistem ide kıldığı fedakârlık öğretisinin istismar zirvesiydi.

Girişen yapı süreçlerinin bu tür ide kanıksamalarla şişmesi, indirgemeci idealize izahlı anlamayı ortaya koyuyordu. İzahı durumların anlamları ile de da iyice şişen yapı eksenli alan içindeki mesajın, aktarılan ahkamı da bu ideler nedenle anlaşılmaz oluyordu.

Bu anlaşılmazlık içindeki ahkamlar; sanki doğa içindeki hemcinslerimizin doğanın gösterdiği zorluklarına karşı girişmen oldukları bir direnç değildi de izah edilen ahkamlarıyla (yargılarıyla veya hükümleriyle) söylenilen yeni ahkamları içindeki ideal bir erdem öğretisiydiler.

Kişi artık vergi vermeyi fedakârlık olukla anlamadan. Vatan için canı feda etmeden. Köleci mantığa göre ana olucu sosyal rol modelin fedakârlığını gösteren durumlar içinde olmadan. Nimette de külfette de cefasında da sefasında da olmayı gerektirmeden; sadece ide bir fedakâr oluşu anlam etmeden fedakâr olamıyordunuz.

Özel mülkten, zenginliğinizden (sömürünüzden) sadaka vermenin, zekât vermenin ide sel fedasını yapmadan fedakârlık anlaşılır değildi. Yine ne demekse karşılık gözetmeksizin bir fedakârlığı göze almazsanız ve dahi fedakâr oluşun öznel anlamına El üzerinde ideal çevrimleri, yaptırmadan fedakarlığınız anlaşılır olmuyordu.

Köleci mantıkla fedakâr olmadan (neden), birliğiniz dirliğiniz olmuyordu. Görüyorsunuz köleci sistemde objektif anlamalar yerine sübjektif idealize edilmiş anlamlar konuyordu.

Gerçekçi somut anlamalar yerine, öznel soyut ve zihnin bir gerçeği olan hakikat dediğimiz anlamların imajları ortaya konuyordu. Yeni, köleci öğreti içinde fedakârlık idealize bir anlam edilmekle, neden gibi sürecin başına konup, gerçeğin yerine; gerçek bir neden ifade gibi farklı söylenecekti.

Köleci sistemin ezme, ezilme buhranı içindeki köleci öğretisi fedakârlık söylemli mantığı karşılıksız feda oluş söylemi ile dile getiriyordu. Köleci sistem yığınlarca bu türden güzel (!) söz söylemleri vardır.

Bu söylemler ezme, ezilme karşısındaki dirençleri kırıcı "yatıştırıcı" söylemlerdi. "Karşılık beklemeden iyilik yapacaksın" gibi afyonlu, kölece söyleşili düşünceler, şu türden sözle aşacaktı. "Almadan vermek, Allah’a mahsustur". Bundan daha sofistike ide sel bir söz olur muydu?

Üreten yapılar, toplumdu. Ya da toplum üreten yapıydı. Toplumlar avcı toplayıcı olan eski yapısını geride bırakmakla üreten bir yapı içindeydi. Üreten yapı, avcı toplayıcı dönemdeki; aynı zorunlu bağ enerjilerini esas almanın ilişkisi içindeydiler. İş bölüşmeli organize oluşu kendisine temel referans yapmasıyla zorunlu ve sağlatan bir yapıydı.

"Sen benim için bir şey yap, ben de senin için bir şey yapayım" demenin "karşı mütekabiliyet esası" içindeki dengelerle gerçekçi bir yüküm üzerine olan temel mantıktı. Toplumların temeli mutlaka paydaşlı yapı üzerinedir.

Yani toplumların sürdürülebilir bir dinamik yapı içinde olması asıl ve esas olandı. Toplumlar mutlaka kolektif birim zamanlı av-avcılık dönemlerinin sonrası içinde üreten yapılar olmakla toplum herkese göreydi. Toplumda en temel düzlem ile ihtiyaç olanın kullanımı paydaştı. Tüketimleri paydaş dizayn ile olan yapılardı.

Av ve avcılık içinde sağlama yapan güç birliği, kolektif birim zamanlıdır. Güç birliği ile ortaya konanın kullanım ve tüketimi de kolektif paydaşlı olan bir denkliktir. Denklik yarar (olumlu) ve zararla (olumsuzla) oluşan mutlaka bir eşleşmedir.
 
 

Bu yazının tüm hakları ve sorumluluğu Bayram Kaya üzerindedir.
Bu yazının ilgili yazara ait olmadığını, yazının içeriğinde şahsınıza veya toplumun genel ahlak değerlerine bir hakaret olduğunu, içeriğinde açıkça yazılmış müstehcen ifadeler veya edebi yazılarda olmaması gereken ağır küfürler bulunduğunu düşünüyorsanız, ilgili yazıyı ve yazarı site yönetimine bildirebilirsiniz.
Yazıların içeriğinden www.edebiyatdunyasi.com ve Ada İnternet Yayıncılığı ve Reklamcılık Şti. yetkilileri sorumlu tutulamaz.
 
Tüm yazıları

1234SonrakiSon

 
1 .  İbrahim Değerli
2 .  Mehmet Akb
3 .  Serhat ÖZER
4 .  Abdulvahap UNCU
5 .  Ali Demiral


 
1 .  DeryaDerviş
2 .  İbrahim Değerli
3 .  Gülüm Çamlısoy
4 .  Berat Uyanık
5 .  Elnur Əliyev


 
1 .  Ahmet Duman
2 .  Tunahan çelik
3 .  erhan
4 .  Canay Gümüşlü Safi
5 .  Ömer Faruk Hüsmüllü

 

     


Basında sitemiz | Bize ulaşın | Reklam

Sözleşmeler Gizlilik ve Kullanım Sözleşmesi | Tüketici Hakları, Üyelik, Güvenlik ve Teminatlar

Tüm hakları saklıdır 2017 © Edebiyat Dünyası

Edebiyatdunyasi.com'a eklenen yazılar ve görseller 5846 Sayılı FiKiR VE SANAT ESERLERi KANUNU'na göre korunmaktadır. Sitenin özgün içeriği 5187 Sayılı Basın Kanunu'na göre kaynak belirtilmeden başka yayın organlarında kullanılamaz. Kaynak belirtmek ve ilgili sayfaya link vermek koşuluyla sitenin tüm özgün içeriği başka yayın organlarında özgürce kullanılabilir.